Yaşlanma korkusu özellikle kadınlıkla ilişkilendiriliyor. Bazı erkeklerin en korktuğu şey yaşlandıklarında bir tür kadına veya kadın olmakla ilişkilendirdikleri şeye dönüşecek olmaları; gençliklerinden daha kırılgan, aciz yaratıklar.

Gülsüm Karamustafa, Promised Paintings, 1998-2004

Bu yazının ana konusu yaşlı kadınlarda cinsellik. Ancak zamanı kısıtlı okuyucu bu uyaran bolluğunda en ilgisini çeken konuyu seçip, okuyup geçip, okuduklarını unutup yeni bir uyaran peşine düşebilsin diye yazıyı ara başlıklarla bölük pörçük ettim. Yaşlılık ve cinsellik ilişkisini bu yazıda; elbette kadınlara genişçe yer ayırarak sanatta, sinemada ele alınış biçimleriyle, göz ardı edilen yanlarıyla, istatistiksel verilerle -burada okumayı bıraktığınızı tahmin ediyorum-, meselenin sağlık boyutu, yaşla gelen fizyolojik değişimler ve teknolojik ümitlerle tartıştım.

Devinim içinde bir kadın

Kasırgalara sadece kadın ismi verdikleri artık doğru değil, çünkü bunun üstesinden de 1979’da feminist bir kırılımla geldik evelallah. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün bazı tropik kasırgalar için 2026’ya dek isim listesi belli ve liste; bir erkek, bir kadın ismi şeklinde. O halde bizim en şiddetli kasırgaların kadın isimliler olduğuna dair kalıp yargıya cevabımız “biz de kasıp kavuralım o zaman” olsun bence. Yaşlılıkta bile… “Bile”?

Bile isteye yaşlanmak: Teknolojik ümitler

Yaşlı bir kadın düşünün. Klitorisine bir prob ve vücudunun başka bazı bölgelerine kişisel beklentilerine uygun doz, süre ve basınçta uyaran verecek birer aparat yerleştirdik. Gözüne de düşlemlerine hitap eden bir siber gözlük… Bu “sanal simülasyon seks yardımcısı” absürt bir teknolojik girişim mi olur yoksa; mesela hasta, mesela felçli, mesela sağlık hizmetine erişim güçlüğü olan ama zihni ve duyguları canlı yaşlı kadının yaşam kalitesini sağlık kapitalinin dişlilerine takılmadan artıracak geronteknolojik bir tasarım mı?

Ufak ve sıkıcı bir gerçek

“Türkiye genç nüfuslu bir ülkedir” artık bir mitten ibaret. TÜİK verilerine göre 2023’te %10,2’lik yaşlı nüfusuyla yaşlı değil çok yaşlı ülkeler kategorisinde olacağız (TÜİK, 2018 Nüfus Projeksiyonları, 2025-2080). 2023 na şurası ve yaşlı yüküne karşı naif önlemler almanın zamanı geçti.

“Cinsellik gence yakışır”

Bir de kafamızdaki gerçek olmayan gerçekler var. “Genç olan seksidir”, “genç olan cinsel açıdan uyarıcıdır”, “cinsellik gence yakışır” mitlerine bir bakalım. Sinema tarihindeki ilk öpüşme sahnesi Edison’un The Kiss filminde. Filmde orta yaşlı iki insan kuşlar gibi konuşarak öpüşüyorlar. Ana akım ve alanı halen hatırı sayılır ölçüde belirleyen Hollywood’un tarihine baktığımızda da aktris ve aktörler bir zamanlar öyle şimdiki gibi gencecik değildiler. Mesela Merlene Dietrich silindir şapkasıyla parladığında 30’lu yaşlarındaydı ve sonraki 20 yılda güzel ve korkunç, çekici ve itici tarzıyla zıtlıklar Onun yıldızını parlatmaya devam etti. Sonuç olarak biraz sonradan sonraya çıkagelmiş bu gençliği yüceltmeler. Tarihsel açıdan uzun bir izlek, bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış bir veri olmasa da, ne olmuşsa olmuş, yirminci yüzyılda bir anda cinsellik gençlere yakışır olmuş. Siz de yaşlı bedenlerin cinsel yakınlaşmasını 2008 Alman yapımı bir film olan Wolke 9’da izleyin, neler hissedeceksiniz bakalım. İlk taşı günahsız olanınız atsın. Bunun yanında modern tıbbın enfeksiyonları, kanseri alt etmesiyle uzadıkça uzayan bu ömürlerle ne yapacağız? Toplumsal ve bireysel açıdan ne olacak biz ömrü 10 yıl daha uzattığımızda? Olgun insan hırsı bir kenara bırakıyor, eskisi kadar üretken olamıyor, olmak da istemiyor. Ne yapardınız yoksul bir yaşlı olarak? So-young’un yaptığının aynını mı yapardınız? Cinsellik bir hayatta kalma aracı olabilir miydi midenizi bulandırarak da olsa? 2016 Güney Kore yapımı Baküs Leydi filmiyle de Güney Kore’deki 65+ kadın seks işçileriyle, bir Baküs Leydi ve onun filmdeki insanlarıyla bir tanışın. Tanışsınızdır muhtemelen siz zaten, iliklisinizdir bilinçdışından birbirinize bu yazıyı okuduğunuza göre.

Yaşla gelen anatomofizyolojik güçlükler

Size menopoz döneminde bir kadın anlatacağım. Vücudunda östrojen üretimi bu özel dönemle birlikte azalmaya başlayan kadında baş dönmeleri, çarpıntılar, çabuk sinirlenme başlamış olsun. Sıkıntılı, neşesiz, uyku sorunları var. Bir de üzerine vajinanın lubrikasyonu (ıslanıp kayganlaşması) azaldı, vajinit (vajinanın iltihabı) gelişti ve bu da disparoniye (ağrılı cinsel birleşmeye) yol açtı. E, bu tabloda artık yönetilecek çok şey var. İdrar yolları iltihabı, cinsel isteksizlik, depresyon gibi pek çok şeyle dengeli biçimde başetmesi gerekiyor bu kadının. Doktoru ile birlikte tabii. Cinsel ilişki sırasında idrar kaçırmaları olabilir bir yaşlı kadının ve bu onu utandırabilir partnerine karşı. Partnerinde fizyolojik yani yaşla birlikte olağan gelişen sertleşme güçlükleri kadın tarafından artık arzulanmadığına yorulabilir. O zaman hemen ciddi eğitimler almış cinsel terapistlerin kapıları çalınmalı. CETAD (https://www.cetad.org.tr) ülkede yıllardır bu konuda emek veriyor. Terapisti onu dinleyecek, anlayacak. Cinsel açıdan aktif olmak bu sorunların bir ilacı. Mastürbasyon ya da partneriyle bir şekilde aktif kalmayı önerecek terapisti ona. Sorunlu alanları belirleyecekler birlikte ve adım adım kişinin ruhsal hızına uygun önerilerle çözüme giden yol çizilecek, bir butik elbise dikilecek.

Bunun yanında vajinal kuruluk vajende atrofi, daralma nedeniyle ameliyat dahi gerektirebilir. Vajinal kuruluğun en önemli nedeni hormonların geriye çekilmesi. Tüm dünyada biyoeşdeğer hormonların kullanımı bir kadın insan hakkı olarak yükseliyor. Erkek cinselliğinin ileri yaşlara dek sürmesi amacıyla sağlık yatırımcılarının farmakoterapötikleri geliştirmek için ayırdığı pay düşünülünce yaşlı kadın cinselliğinin ikinci plana atıldığı apaçık ortada. Uzun ömürlü cinsellik yolunda ayağımıza değecek vajinal kuruluk taşını uzaklara fırlatalım ve biyoeşdeğer hormon hakkımızı, talebimizi elimize alıp bir bayrak gibi sallayalım. Lubrikan isteriz! Biyoeşdeğer hormon isteriz!

Menopoz kapıyı erkence çalarsa

Bir de kronolojik olarak genç, toplumun gözünü evlensin de üresin diye rahmine diktiği erken menopoza girmiş kadına bakalım. Bu kadının bedenine, vajinasına, rahmine yüklediği anlam neydi, evlenmek istiyor muydu, çocuk sahibi olmakla ilgili ne düşünüyordu? Bunu bir yitim gibi mi görüyor, bir özgürleşme gibi mi? O artık bir yönüyle yaşlı bir kadın mı yoksa onun için doğum kontrolünden azade yeni bir cinsellik mi başlıyor? Vajinal lubrikanı çantasında, kondomu sadece bulaşıcı hastalık önlemi kullanarak mı cinselleşecek (sosyalleşmekten el almış bir kelime türetelim)? Yoksa kendisine bir divan mı bulacak ya da psikanalitik bir çalışmaya mı girecek yüz yüze? Kendisiyle aynı durumu yaşayan kadınlarla bir dayanışma ağı mı kuracak? Bir psikodrama programına mı girecek? Bir film mi çekecek? Bir yazı mı yazacak? Ne oluyor böyle, nereye gidiyor zihnimiz bu kadına çözüm ararken, ille bir şey ürettirip doğum yaptıracağız bu kadına, öyle mi? Ne olursa olsun bu kadın sadece kendine hesap vermeyecek gibi. Hepimize borçlu, topluma açıklamak zorunda sanki, nasıl ve niçin kullanıyor bedenini? Bir kasırga çıksa ne güzel olurdu şimdi. Yeter ya düşelim kadınlığın yakasından.

Nuri İyem, Yaşlı Kadın tablosu, 1997, 46×38, Tual üzerine yağlıboya.

‘Kadınlık elden gidiyor’ mu?

Beyinde rinensefalik bölgeleri uyaran feromonlar değişiyor, “kadınsı” koku azalıyor yaşla birlikte. İnsan feromonlarının ana üreticileri koltukaltı ve kasık bölgesinde bulunan apokrin bezleri. Bizler henüz birer embriyoyken var olan bu bezler ergenlikle birlikte aktif hale geliyor ve vücudumuzdaki aerob bakterilerle etkileşerek kişiselleşen feromonlarımızı üretmeye başlıyor. “Erkeksi” kokuya gelince o da azalıyor elbet ama ham maddesi 16-androstenin konsantrasyonu erkeklerde daha yüksek olmasına rağmen ‘çekicilik kadının görevi’ olduğundan (Brooksbank ve ark. 1972) yaşlı kadında kadınlık feromonlar üzerinden de elden daha çok gidiyor. Oysa bu konuda kadınların eşcinsel erkeklerin kokularını heteroseksüel (bu kelimeyi ötekileştirelim biz de madem yer buldukça) erkeklere göre daha çekici bulduklarına dair sonuçlar bazıları tarafından ilginç bulunabilir (Sergeant, 2007). Bu konudaki literatür tartışmalı olsa da burun ayracında yerleşik bulunan, bir adı da Jacobson olan vemeronasal organın (VNO) erkeklerde daha yüksek oranda bulunduğuna dair çalışmalar da mevcut (Stoyanov, 2021). Bu bir şekilde erkek cinselliğinde feromon algısının daha belirleyici olduğuna yorulabilir, bir nefes aldıralım şu erkekliğe değil mi, yazı boyunca çok azarımızı işittiler sanki. Sonuç olarak feromonların azalması da cinsel kimlik algısıyla oynayabilir.

Bir de rahim ve yumurtalıkların alınmasını gerektiren hastalıklar var, ah… Yok mu? Neyse ki genç ve güzel olmaktansa sağlıklı ve fonksiyonel bir bedene sahip olmayı önemseyen kadınlar var. Bazı çalışmalara göre yaşlı kadınların beden memnuniyetleri genç kadınlara göre daha yüksek (Tiggemann, 2013). Bu veri cinselliğin performatif bir alanın dışına çıkarılıp öznel duygu ve deneyimler eksenine kaydırılmasında poyra işlevi görebilir. Ve o zaman şimdi soru; ibreyi kayıplardan bu tarafa nasıl çevirebiliriz?

Kadın kadının yurdudur

Grace ve Frankie bir Amerikan komedi dizisi. Aslında birbirinden pek hoşlanmayan, eşlerinin iş ortaklığı nedeniyle görüşmek zorunda kalan iki kadın onlar. Eşleri bir gün gelip de; birbirleriyle yıllardır süren bir romantik ilişki içinde olduklarını ve ahir ömürlerinde açılarak birlikte yaşamak istediklerini söylediğinde ilk şok dalgasını omuz omuza atlatmaya çalışıyorlar. Bir süre sonra sıkı dost olan bu iki yaşlı ve seksi kadın Grace’in gençliğinde kurduğu kozmetik firmasını cinsel teknoloji ve kozmetoloji üreten bir şirkete dönüştürüyor. Amerikalı ya onlar. Kendim için ürettim, yanımdakine öğrettim yok. İlle ve muhakkak das Kapital. Eklem rahatsızlığı yaratmayacak kolay kullanımlı vibratörden, yaşlı kadınlarda ihtiyaç olabilen vajinal kayganlaştırıcı üretimine kadar birlikte yeni bir üretim alanı oluşturuyorlar. Yaşlanıyor ve üretiyorlar. Oysa “emekli ve yelekli” olmaları gerekmez miydi? Yazık ve açık ki eğitim ve gelir düzeyi yüksek olan kadınlar yaşlılıkta daha aktif bir cinsel yaşama sahip oluyorlar (Addis 2006). Yoksulluk başa bela, bu demek oluyor ki varsıllık da öyle. Toplumsal kaynakların eşit dağıtımı gerek.

Başka bir olanak

Yaşla gelen değişikliklerde uzun süreli partnerliğin de olumlu bir rolü var. Değişikliklerin yavaş yavaş birlikte yaşanıyor olması çiftlerin duruma uyum göstermelerini kolaylaştırıyor. Bu çiftlerin gözünde cinsellik daha az üstünkörü yapılan bir şey oluyor. Cinsellik iki kişi arasında daha eşit olarak bölüşülen bir şeye dönüşüyor. Yaşla birlikte ön yakınlaşmalarda kadınlar daha aktif rol alıyorlar, erkekler ise daha romantik olmaktan hoşlanmaya başlıyorlar.

Yaşlanmak toplumsal cinsiyet temelli bir mesele

Sadece “beyaz Harvardlı erkek” öğrencilerle yürütülen 75 yıllık bir izlem çalışması var. Bu kibir ve şovenizm nedeniyle sık sık eleştirilen çalışmanın tasarımcısının suçlamalara cevabı tokat gibi; “Erkekler kadınlar gibi soyisimlerini değiştirip ortadan kaybolmazlar”. Bak sen. “Harvardlı zengin çocuklar yoksullar gibi yetersiz beslenme, enfeksiyon, kaza veya kötü tıbbi bakımdan ötürü erken ölmeyeceklerdir. Ya da ırksal önyargılar onları tam potansiyellerine ulaşmaktan, arzu ettikleri kariyer ve yaşamlardan alıkoyamayacaktır”. Başka sözüm yoktur Hakim Bey (biz bu ‘bey’ üzerine düşünelim). Kadınlarda bu denli kapsamlı ve  uzun süreli izlem çalışmasına rastlamaksa mümkün değil.

Aging with pride

Yaşlılığa “gururla yaşama dönemi” diyebilir miyiz? Pek değil. LGBTİ yaşlıların tüm yaşlıların karşılaştığı yalnızlık, yaşçılık (ageism), finansal zorluklar ve sağlık problemleriyle mücadele gibi sorunlar dışında ek sorunları da var elbette.  Bu sorunlar cinsel kimlik/ cinsel yönelime bağlı olarak daha da katmanlaşıyor ve sosyal dışlanmalar, ekonomik zorluklar, hizmete ve sağlığa erişimdeki engeller derinleşiveriyor. LGBTİ olmak gelir ve eğitim ile dahi orantılı olmayan bir daha fazla yaşam boyu ayrımcılık ve mağduriyet demek. Neyse ki yeni kuşak dikotomilerden nispeten azade, cinselliği çeşitlilik bağlamında ele alabiliyorlar. Gelecekte her şeyin daha iyi olacağını ümit edelim.

Yaşlı kadın-cadı eşlemesi

Cadı denince aklımıza yaşlı kadın geliyor. 15. yüzyılda Cadı Çekici isimli kitaplarında “Hem aklen hem bedenen zayıf olduklarından kadınların cadılığın büyüsüne daha kolay kapılmaları şaşırtıcı değil” diyor iki Cizvit rahibi (Malleus Maleficarum, 1486, Heinrich Kramer & Jacop Sprenger). Goya “Linda Maestra (Güzel Hoca)” ve “Mucho Hay Que Chupar (Emilecek Çok Şey Var)” çizimlerinde yaşlı kadınları sapkın bir cinsellik içinde veya bebek yerken resmediyor 1799’da.

İnsanlar yaşlı kelimesinden kaçıyorlar. Simone de Beauvoir’ın Fransızca orijinal adı La Vieillesse (Yaşlılık, Yaşlanmak) olan kitabı İngilizce’ye The Coming of Age olarak, Yaşın Gelişi (Olgunlaşmak, Kemale Ermek) olarak çevriliyor örneğin. Beauvoir’a göre yaşlılık erkek için bir tür kadınsılaşmanın göğüslendiği bir yaşlılık.

Yaşlanmak bir “öteki cinsiyetleşme meselesi”

Hemen herkes yaşlanmaktan korkuyor kardeşim. Ve bu korku özellikle kadınlıkla ilişkilendiriliyor. Örneğin bazı erkeklerin en korktuğu şey yaşlandıklarında bir tür kadına veya kadın olmakla ilişkilendirdikleri şeye dönüşecek olmaları; gençliklerinden daha kırılgan, aciz yaratıklar. İktidarsızlık, erksizlik, tahakküm alanlarının (belki kadın bedeni) sınırlanması. Oysa kadınlar için de bir tür öteki cinsiyetleşme söz konusu. ‘Kadınsı’ koku, doğurganlık azalıyor, yüzde bazı tüyler beliriyor falan.

Korkmayalım bu kelimeden, yüksek sesle söyleyelim; YAŞLI

Üç yapraklı yoncanın (bir ima barındırmaktadır) geçenlerde yitirdiğimiz yaprağı Fatma Girik’in yaşlanmış gerdanını tüm güzelliği ve cesareti ile kucakladığı, beyaz gömleğinin içine giydiği dantelli içlikle belirginleştirdiği bana göre ikonik bir fotoğrafı var. Devri daim olsun. Burada da yaşlı kadın cinselliğine dair bir ümit var. Bu kadınlar çoğalsın.

Çözüm önerisi

İngiliz şair John Keats’in sanat için söylediği ve Bion’un psikanalize uyarladığı “negatif kapasite” bana göre yaşlılığın karşılanmasında da işe yarayabilir. Keats başarılı insanlarda ortak özellik olarak tanımladığı kavramda, en somut sorunların baskısı altında dahi soyutun peşinde olmaktan, belirsizlikte kalabilmekten bahseder. Belirsizlikte olanaklar belirir. Yaratıcılık o zaman gelir. Bu bir bakıma yaşlılıkta oyuna devam etmek demek.

Bu topraklarda ilk robotu Cezeri yaptı. Üstelik o çok bildiğimiz, Rönesans saray bahçelerinde üzerine bastığımız bir taşın su gücüyle önümüze çıkıveren kılıç ustası robotlarından çok önce, Anadolu Orta Çağı’nda. Abdest aldıran robotunu hava ve boşluk prensiplerine göre mekanize etti Cizreli. Abdestin cinsellikle bir ilişkisi var değil mi?

Ve mitolojide kendi yaptığı nesneye aşık olan ilk kahraman da heykeltraş Pygmalion. Bakırköy’ün Düşünen Adam’ının esin kaynağı Cehennem Kapısı eserinin sahibi bizim sivri akıllı Rodin’se o güne dek kendine resim, heykel dahil pek çok ifade aracı bulmuş bu söylenceyi geleneğin yakışıklığı içinde değil kendisi gibi, tıknaz ve yaşlı bir adam gibi oydu taşa. Pygmalion onun eserinde kendi yaptığı nesneye aşık olan yaşlı bir adam. Mitolojiyi trambolin edelim, ileri yaşlarda robotlarla seks olanaklarına zıplayalım.

Robotlarla seks

Yazının başında belirttiğimiz teknolojik olanakları konuşalım tekrar. Sexbot kavramını Joel Snell 1996’da ortaya attı ve Levy ise 2050’de Kırmızı Fener Sokağı’nda kadın seks işçilerinin yerini tümden bu robotların alacağını öngörüyor. Bu konuda kadın bedeninin “şey”leştirilmesi ve işin sosyoekonomik boyutları etik açıdan bizi düşündürecek. Ama işte pandeminin de zoruyla ilk siber seks denemeleri gerçekleşti bile. Aleksandra Aleksandroviç boyna yerleştirilen bir koku aparatı, eldivenler, siber gözlüklerden oluşan “sanal simülasyon seks aracı”na ilerde bir de teknolojik külot eklemeyi düşünüyor. İlk denemelerde erkek denek Aaron her şeyin çok hızlı geliştiği ve hazırlanacak vakit bulamadığı geribildiriminde bulunurken, ağlarken mız mız mız, kadın partneri hoş bir deneyim yaşadığını belirtti. Yaşasın kötülük. Cadıysak cadılığımızı bilelim.

Biz yine makalenin başında belirttiğimiz gibi ucuz, ulaşılabilir, yaşlı kadını mutlandıracak yanında kalalım işin. Ayrımcılık ve şiddet yaşayan kadın, üzerine bir de yaşçılık (ageism) eklendiğinde ve toplumsal stereotiplere göre “kırkından sonra azanı teneşir paklar”ken, evet, ibreyi; birbirinden, aktivizmden, cinsel terapistlerden ve teknolojiden yararlanarak olumlu yöne çevirecek.

Süpürgedaşlarım

*Elif Küçükparlak, Suzan Saner, Müge Yetener ve Hazal Özvarış’a teşekkür ederim.

Kaynaklar

17 Mayıs Derneği (2020) Yaşlı LGBTİ+ Dünyada ve Türkiye’deki Durum.

Addis (2006) Van Den Eeden, Wassel-Fyr, Vittinghoff, Brown, Thom, & Reproductive Risk Factors for Incontinence Study at Kaiser (RRISK) Study Group.

Brooksbank BWL, Wilson DAA, MacSweeney DA (1972) Fate of androsta4, 16-dien-3-one and the origin of 3a-hydroxy-5a-androst-16-ene in man. J Endocrinol;52:239–51

CETAD (2007) Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Alanında Ulusal ve Yerel Medya Yoluyla Savunuculuk Projesi.

Cogito, Sayı 98, Hasta Bir Dünyada Yaşlanmak, Yaz 2020.

Çıracı Yaşar Y, Hintistan S (2020) Yaşlılık -Kadın ve Cinsellik, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi, 5(1): 15-18.

Morsünbül Ü (2018) Robotlarla Bağlanma ve Cinsellik: Ruh Sağlığı Bakış Açısından Bir Değerlendirme. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar; 10(4):427-439.

Sergeant (2007) M. Women’s hedonic ratings of body odor of heterosexual and homosexual men, Arch Sex Behav, Jun;36(3):395-401.

Stoyanov, G (2021) The vomeronasal organ: History, development, morphology, and functional neuroanatomy. Handb Clin NeuroL.; 182:283-291. doi: 10.1016/B978-0-12-819973-2.00020-4.

Tiggemann, M (2013) Body appreciation in adult women: relationships with age and body satisfaction, Body Image. Sep;10(4):624-7.

Vaillant GE (2015) Triumphs of Experience, The Man of the Harvard Grant Study.

1 YORUM

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

three × two =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.