Sahte haberlerin yayılmasında sosyal medya trollerinin rolü gibi, trol bilim de bilimsel gerçekleri reddederek veya doğru olmayan komplo teorilerini kabul ederek üretir ve bunu daha da ileri götüren çevrelerde paylaşarak kabul görmesini sağlar.

Karin Mack

Son yıllarda sağcı popülizmin yükselişi, sol eğilimli politikacılara, ana akım medyaya, akademisyenlere ve bilim insanlarına yönelik saldırıları ile dünya çapında giderek daha otoriter politikalara yol açmakta. Edis’e (2020) göre, sağcı popülistlerin ortak özelliği “gücünü eğitiminden ve profesyonel statüsünden alan bir ‘liberal elit’e karşı olmalarıdır”. Bilimle ilgili bu popülizm veya bilim karşıtlığı, üniversitelere yönelik saldırılarda ve/veya iklim değişikliği (Ylä-Anttila 2018), toplumsal cinsiyet teorisi (Eslen-Ziya 2020) ve aşı (Davis 2019) gibi konulardaki bilimsel araştırmaların ve bu konularda çalışan uzmanların hedef gösterilmesinde gözlemlenir (Motta 2018). Uzmanların ve entelektüellerin görüşlerine böyle bir güven eksikliği ve “sıradan insanların bilgeliğine olan güven” (Oliver ve Rahn 2016) anti-entelektüalizme ve hakikat sonrası yeni bir bilgi üretimi ve bilim biçiminin (Merkley 2020, Williamson 2019) ortaya çıkmasına ve hatta kabul görmesine yol açar.

Bu yeni bilim biçimi -ya da benim çalışmalarımda kullandığım terim ile trol bilimde- bilgi, sağcı ve muhafazakâr popülist söylemlerle ilişkili olarak üretilir. 2020 yılında yayınlanan “Yeni Türkiye’de Sağ Popülizm: Toplumsal Cinsiyet Teorisinde Trol-Bilimi için Tüm Yeni Zeminlere Öncülük Ediyor” (“Right-wing populism in New Turkey: Leading to all new grounds for troll science in gender theory”) makalemde trol bilimi şöyle tanımladım:

Trol bilimi, popülist söylemde kalıplanmış (çarpıtılmış) bilimsel argümanlara dayanır ve cinsiyet eşitliği kavramlarının alternatif bir anlatısını yaratır. Kışkırtmak, oyalamak ve tartışma başlatmak için sosyal medyada gereksiz ve hatta konu dışı mesajlar yayınlayan trol hesaplar gibi, trol bilimi de (iklim değişikliği ve aşı tartışmalarında olduğu gibi) bilimsel gerçeklerden ayrılan anlatılar üretir.

Yani, sahte haberlerin yayılmasında sosyal medya trollerinin rolü gibi, trol bilim de bilimsel gerçekleri reddederek veya doğru olmayan komplo teorilerini kabul ederek üretir ve bunu daha da ileri götüren çevrelerde paylaşarak kabul görmesini sağlar. Bu tür inançları yaymada duyguların rolünü anlatırken biz (Eslen-Ziya ve ark. 2019), ortak duyguların ileri geri “yankılandığı” ve başkaları tarafından paylaşıldığı “duygusal yankı odaları”ndan (emotional echo-chambers) bahsettik. Duygusal yankı odaları, sosyal medyada kişilerin sadece kendileri ile aynı fikirde olan insanlarla etkileşim halinde olduğu durumu anlatan mevcut yankı odaları konseptinden yola çıkıyor. Ancak bu yankı odaları konseptinden farklı olarak, duygusal yankı odaları teorisi, paylaşılan duyguların ideolojileri güçlendirmedeki rolüne vurgu yapıyor. Kısaca, paylaşılan duygular yankı odaları sayesinde ileri geri yankılanmaya başlayınca duygular güçlenir ve yankı odalarından çıkmak zorlaşır. Çalışmamda hem çevrimiçi (dijital medya platformları) hem de çevrimdışı (eski medya, günlük sohbetler, konferanslar, toplantılar) alanları dikkate alarak, bu yankı odalarından etkilenen inançların, güdülerin ve görüşlerin güçlü duygusal bağlar oluşturmaya nasıl yardımcı olduğunu tartışıyorum. Amacım, duygusal yankı odalarının, siyasi tutumları ve bilimsel inancı reddetme nedenlerini daha iyi anlamamıza nasıl yardımcı olduğunu göstermek.

Bu tür duygusal yankı odaları duyguların ya da duygulara bağlı inançların daha geniş çevrelere yayılmasına yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda duyguların üretici(ler)ine yankılanma yolu ile geri dönmesine de izin verir. Buna karşılık hem her geri dönen duygular hem de pekiştirdiği ideolojiler güçlenir. Bu durumda, trol-bilimsel argümanlar, sahte bilgi yayarak, belirli çevrelerde -bu özel durumda, ideolojik olarak muhafazakâr olanlarda- kabul edilebilir olmalarını sağlayan duygulara bağlanır.

Rigney’in (1991) gösterdiği gibi, Türkiye’deki entelektüel karşıtlık üç ana biçim alır: dini rasyonalizm karşıtlığı (religious anti-rationalism,), popülist seçkincilik karşıtlığı (populist anti-elitism) ve yansıtıcı olmayan araçsalcılık (unreflective instrumentalism). Dini rasyonalizm karşıtlığı “bilim ve rasyonalitenin duygusal olarak kısır olduğu ve mutlak inançların kutsallığına meydan okuyarak göreceliği teşvik ettiğine” inanırken, popülist seçkincilik karşıtlığı ise eğitimli sınıfların sadece kendi kendine hizmet eden ve ortalama insanların hayatlarından habersiz olduklarını savunur (DeSart 2017). Yansıtıcı olmayan araçsalcılık ise hemen pratik ve iş hayatına direkt etkisi olmadığını düşündüğü branşları ve eğitimin bireyin ufkunu genişletmek ve insanlık durumunu derinden anlamak gibi vasıflarını reddeder. Yansıtıcı olmayan araçsalcılık örneğin sosyal bilimleri bilim olarak görmez. Ancak Türkiye örneğine özgü olan şey, toplumsal cinsiyet çalışmalarının bilimsel olup olmadığı tartışılmayıp (birçok Doğu Avrupa ülkesinin aksine) sözde bilimsel alanda toplumsal cinsiyet karşıtı bir hareketin gelişmesidir. Başka bir deyişle hem toplumsal cinsiyet kavramı hem de genel olarak toplumsal cinsiyet teorisi, dini-akılcı bir trol bilimsel söylem aracılığıyla yeniden yaratılmaktadır. Bu da sadece AKP hükümetinin popülist anlatılarına alan açmakla kalmıyor, aynı zamanda daha sonra ortaya çıkan ve İslami retoriğin uygulanmasıyla desteklenen sözde akademik argümanlar ve teoriler aracılığıyla benim trol-bilimsel olarak adlandırdığım bir destek sağlıyor. KADEM’in Kadın Araştırmaları Dergisi’nde yayınlanan sözde akademik makaleler buna güzel bir örnek. KADEM’in Kadın Araştırmaları Dergisi bu tür popülist sağduyu ifadelerinin hem desteklenmesinde hem de geliştirilmesinde büyük rol oynamaktadır.

KADEM’in resmi, akademik süreli yayını olan Kadın Araştırmaları Dergisi, toplumsal cinsiyet ve kadın çalışmaları üzerine araştırmaları yayınlayan hakemli bir dergidir. Sümeyye Erdoğan-Bayraktar tarafından 2013 yılında “Türkiye’de kadının temel değerlerinin korunması[1]”, ve “toplumlarda toplumsal farkındalık oluşturmak” amacıyla oluşturulmuş bu dergi “kadın hakları ve aile ile ve sosyal rollerde eşit fırsatlar” (KADEM misyon bildirisi) misyonuna sahiptir. Bu dergide yayınlanan makaleler ile AKP popülizmindeki söylemsel benzerliklerin anlaşılması değerlidir. Ayrıca, bu tür ideolojik söylemler duygusal yankı odalarının yaratılmasına yardımcı olduğundan, popülizmin daha geniş devlet-toplum ilişkilerini nasıl şekillendirdiğini daha fazla göstermemize yardımcı olur. Bu yankı odaları aracılığıyla söylemler ideolojik olarak muhafazakâr gruplar tarafından dağıtılır ve kabul edilir. İdeolojik söylemlerin kolektif toplumsal aktörlerle etkileşime girmesi ve AKP hegemonyası altındaki popülist siyaset rejimine katkıda bulunması bu duygusal yankı odaları aracılığıyla gerçekleşir.

Kadın Araştırmaları Dergisi asıl amacının kadın sorunlarına yeni bakış açıları getirmek olduğunu iddia ediyor:

Kadın Araştırmaları Dergisi kadın sorunlarına tekil yaklaşımlar benimsemek yerine […] bu tür tartışmaları yeni ve farklı bakış açıları ışığında daha geniş bir akademik kitleye ve aydınlara açmayı hedefliyor. Ayrıca, uluslararası akademinin kadın araştırmalarındaki alternatif yönelimlerini ve kavramsallaştırmalarını dikkate alırken, ülkemizdeki kadın araştırmalarındaki hegemonik söylemler ve analizler ışığında eleştiriler sunmayı ve yeni kavramlar geliştirmeyi amaçlamaktadır. (Albayrak 2015, 8)

Kadın Araştırmaları Dergisi kendisini “kadınların maruz kaldığı adaletsizlikler için toplumumuzun değerlerini suçlayanlara karşı koruyucu bir kalkan” olarak konumlandırıyor.[2] Yayınladığı makalelerin analizi, cinsiyet karşıtı söylemlerin tekrarlanmasında iki dinamik tespit ediyor: birincisi, toplumun sözde değerlerinin korunması (yani, kadınlara adaletsizliği yaratanın toplum olduğunu söyleyenlere karşı kalkan görevi görmek[3]); ve ikincisi, özcü bir cinsiyet ideolojisini yeniden üretmek. İlki, kültürün ataerkil dinamiklerinde değişimi engellerken, ikincisi, feministlerin ve feminist örgütlerin çabalarını marjinalleştirir ve birlikte çalışmalarını imkânsız hale getirir.

2015’ten beri dergi sekiz sayı yayınladı. Her biri editörden bir not ve bir röportaj ile başlıyor. Hukuk, siyaset bilimi, ekonomi, sanat, antropoloji vb. gibi farklı disiplinlerden kadın sorunları üzerine yaklaşık beş makale içeriyor ve derginin toplumsal cinsiyet eşitliği ve cinsiyet eşitliği algılarını güçlendiriyor ve sağlamlaştırıyor. Makalelerin içerik analizi yedi tekrar eden temayı göstermekte: toplumsal cinsiyet eşitliğine karşı toplumsal cinsiyet adaleti kavramı; ailenin rolü; işgücündeki kadınlar ve cam tavan sendromu; kadınların siyasi temsili;ve göç, yoksulluk ve şiddet.

Makalelerdeki alternatif ve sözde bilimsel söylem, “çağdaş kültürel savaşların ideolojik bir savaş alanı olarak aile ve evlilik konularını yeniden üretiyor” (Kuhar 2015) ve eleştirel düşünceye karşı giderek artan bir hoşgörüsüzlüğü teşvik ediyor. İdeolojik savaş alanı ise, duygusal yankı odalarını mümkün kılan (Eslen-Ziya ve ark. 2019) trol bilimi tarafından üretilen söylemlerin ve bu tür söylemlerin ideolojik olarak muhafazakâr gruplar tarafından hızlı bir şekilde dağıtılması ve kabul edilmesinin duygusal bileşeni haline getiriyor. Başka bir deyişle, sahte bilgi yayan trol-bilimsel argümanlar, yaratılışçılık (creationism) gibi dini argümanlarla ve belirli çevrelerde kolayca kabul edilmesini kolaylaştıran duygusal olarak yüklü ideolojilerle ilişkilendirmekte. Bu özel durumda, ideolojik olarak muhafazakâr olan düşünceler ile din o kadar iç içe geçmiştir ki, trol biliminin reddi, İslami öğretinin reddi haline gelmektedir ve bu nedenle kimse, ikincisini sorgulamakla suçlanma korkusuyla birincisini sorgulamaya cesaret edemez.

Türkiye’deki İslami yaratılışçılığa bağımlı trol bilimi, sadece bilim için değil, aynı zamanda Cumhuriyet’in laik sistemi için de bir tehdit oluşturmaktadır. Sayin ve Kence (1999) tarafından benzer şekilde tartışıldığı gibi, İslami yaratılışçılık, aşırı bir dini hareketin yükselişinin kritik bir parçasıdır ve demokratik reformların ve bilimde aktif olarak ilerlemenin önüne geçmektedir.

* Yakında Palgrave’den yayınlanacak olan Alberta Giorgi ile editörlüğünü yaptığımız kitabımız “Populism and Science in Europe” içinde bulunan kitap bölümüm “Popülizm ve bilim karşıtlığı”ndan ve aynı yayınevinden çıkacak olan Neo-Ottoman Imaginaries in Contemporary Turkey: Gendered Discourses, Agencies, and Visions kitabındaki kitap bölümüm “Türkiye’de Hakikat Sonrası ve Bilim Karşıtlığını Perspektife Koymak”tan yararlanılmıştır.

 

Referanslar

Albayrak, Şule. 2015. “Editorial Notes.” KADEM Kadın Arrest paints Dergisi KADEM Journal of Women’s Studies 2: 2. December.

Davis, M. 2019. Globalist War against Humanity Shifts into High Gear: Online Anti-Vaccination Websites and Anti-Public Discourse. Public Understanding of Science 28.3: 357–371.

DeSart, J. A. (2017, April). Anti-Intellectualism in the 2016 Presidential Election. In Annual Meeting of the Western Political Science Association, Vancouver, British Columbia.

Edis, Taner. 2020. “A Revolt Against Expertise: Pseudoscience, Right-Wing Populism, and Post-Truth Politics.” Dissertation, 9 .13: 1-29.

Edis, Taner. 2019. “Cosmic Conspiracy Theories: How Theologies Evade Science.” In Theology and Science: From Genesis to Astrobiology. Ed.s Richard Gordon, Joseph Seckbach . New Jersey: World Scientific. 143-165.

Eslen-Ziya, Hande. 2019. “Right-Wing Populism in New Turkey: Leading to All New Grounds for Troll-Science in Gender Theory” Paper presented in Populism, Religion and Gender: Tensions and Entanglements Workshop. University of Bergamo, 4-5 December 2019.

Eslen-Ziya, Hande, McGarry, Aidan, Jenzen, Olu. Erhart, Itir, and Korkut, Umut. 2019. “From Anger to Solidarity: The Emotional Echo-Chamber Of Gezi Park Protests.” Emotion, Space and Society. 33: 100632.

Kuhar, Roman. 2015. “Playing with Science: Sexual Citizenship and the Roman Catholic Church Counter-narratives in Slovenia and Croatia.” Women’s Studies International Forum, 49: 84-92. Pergamon.

Merkley, Eric. 2020. “Anti-intellectualism, Populism, and Motivated Resistance to Expert Consensus”. Public Opinion Quarterly 84 .1: 24-48.

Motta, Matthew. 2018. “The Dynamics and Political Implications of Anti-intellectualism in the United States.” American Politics Research 46.3: 465–498.

Oliver, J. Eric. and Rahn , Wendy M. 2016. “Rise of the Trump People: Populism in the 2016 Election”. The ANNALS of the American Academy of Political and Social Science 667.1: 189–206.

Rigney, Daniel. 1991. “Three kinds of anti‐intellectualism: Rethinking Hofstadter.” Sociological Inquiry 61, no. 4: 434-451.

Sayin, Ümit and Kence, Aykut. 1999. “Islamic Scientific Creationism: A New Challenge in Turkey”. Reports of the National Center for Science Education, 19 .6: 18-20.

Williamson, Timothy. 2019. “In the Post-truth World, We Need to Remember the Philosophy of Science.” https://www.newstatesman.com/2019/01/post-truth-world-we-need-remember-philosophy-science (12.05.2021)

Ylä-Anttila, Tuukka. 2018. “Populist Knowledge: “Post-Truth” Repertoires of Contesting Epistemic Authorities”. European Journal of Cultural and Political Sociology 5.4: 356–388.

[1] http://kadem.org.tr/kadem-hakkinda/ 4.11.2019 tarihinde erişildi.

[2] http://kadem.org.tr/kadem-hakkinda/ 4.11.2019 tarihinde erişildi.

[3]KADEM misyon beyanı.

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

4 × three =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.