Sadece güvenli olmayan kürtajların değil, gebeliğin yaygın bir şekilde suç sayıldığı bir döneme giriyoruz.

Chloe Cushman

Jia Tolentino

ABD Yüksek Mahkemesi’nin Dobbs v. Jackson Kadın Sağlığı Örgütü[1] davasına ilişkin karar taslağının basına sızdırılmasından bu yana geçen haftalarda, “Geriye gitmeyeceğiz” sloganı yeniden atılır oldu. Bu slogan yürüyüşlerde meydan okurcasına, ama aynı zamanda biraz da iğreti bir şekilde atılıyor; çünkü içinde bulunduğumuz dönem, sadece kürtaj hakkının ortadan kalktığı bir dönem değil, diğer hakların da açıktan saldırı altında olduğu bir baskı ve gerileme dönemi. ABD Yüksek Mahkemesi’nın nihai kararı ile Roe v. Wade kararı bozuldu ve kürtaj anayasal bir hak olmaktan çıkarıldı, böylece kürtajın yirmi eyalette yasadışı hale gelmesi veya son derece kısıtlanması sağlandı. Bu durumda bahsi geçen slogan kulağa gerçeklikten oldukça kopuk geliyor — bu da muhtemelen ABD Yüksek Mahkemesi’nin gücünü ve aşırı sağcılığını kavramakta zorlanmanın bir semptomu.

Kürtaj hakkına olan destek hiçbir zaman bu kadar yüksek olmamıştı; ABD’lilerin üçte ikisi Roe kararının içtihat olarak korunması taraftarı, yüzde elli yedisiyse kadınların her ne sebeple olursa olsun kürtaj olabilmesi gerektiğini düşünüyor. Buna rağmen bazı Cumhuriyetçi yetkililer, Kongre’yi ve başkanlık makamını ele geçirirlerse (daha doğrusu ele geçirdiklerinde) federal bir kürtaj yasağı getirmeyi düşündüklerini açıkça belirtiyor. Bugün, gebe kalabilecek herkesin şu gerçekle yüzleşmesi gerek: Şu anda ülkenin yarısının kaderi, birey olmalarının ve otonomilerinin koşullu olduğunu düşünen kanun yapıcıların elinde. Bu kanun yapıcılar bir başkası tarafından gebe bırakıldığınızda gebeliğinizi sürdürmek, doğurmak ve muhtemelen yirmi yıl ya da daha fazla bir süre bakım emeği sarfetmek için yasal ve ahlaki bir zorunluluğunuz olduğuna inanıyor; bütün bunların sizin bedeninizin, kalbinizin, aklınızın, ailenizin, sofraya yemek koyabilme yetinizin, planlarınızın, hayatta yapmak istediklerinizin, doğrudan doğruya hayatınızın üzerinizdeki ezici sonuçları ne olursa olsun.

“Geriye gitmeyeceğiz” sloganı, vermeye çalıştığı mesajın tam aksini ortaya koyan bir bağlamda ortaya çıktığı için yetersiz kalıyor. Ancak söylediği şey bir anlamda doğru. An itibariyle gelmekte olan gelecek, kadınların yasal olmayan yollardan kürtaj yaptırdığı ve ender denemeyecek bir sıklıkta hayatını kaybettiği Roe öncesi döneme benzemeyecek. Şu anki esas tehlike daha başka, ve denebilir ki daha geniş bir etki alanı var. Şu an içinde bulunduğumuz dönemi tarif eden şey güvenli olmayan kürtajlar değil, bir devlet gözetimi ve kriminalleştirme. Bu gözetim ve kriminalleştirme ise gebelerin de tabii ki içinde olduğu, ancak doktorların, eczacıların, klinik çalışanlarının, gönüllülerin, arkadaşların ve aile üyelerinin; yani gebeliği sağlıklı bir doğumla sonuçlanmayan bireylerle anlamlı bir iletişim ya da ilişkisi olan kişiler kümesinin tamamına yönelik. Bu Yüksek Mahkeme kararının pratikte pek bir şey değiştirmeyeceğini iddia edenlerin görmediği—ki siyasi yelpazenin iki tarafında da bunu iddia edenler var—şey, eyalet düzeyinde sürdürülen kürtaj karşıtı haçlı seferinin gebeliği halihazırda nasıl bir suç unsuruna çevirdiği ve işlerin bundan sonra nasıl daha kötüye gidebileceği.

Kürtajın zaten yasaklandığı ya da yakında yasaklanacağı eyaletlerde, birkaç haftayı geçmiş bir gebeliğin herhangi bir şekilde kaybedilmesi potansiyel bir suç olarak soruşturulabilir olacak. Savcılar, bir gebeliğin kasıtlı olarak sonlandırıldığına inanırlarsa kişilerin internet arama geçmişlerini, ziyaret ettikleri internet sitelerini, SMS’lerini, bulundukları yerlere ya da yaptıkları harcamalara dair verileri, regl döngüsünü takip eden telefon aplikasyonlarındaki bilgileri inceleyebilecek. Savcılar düşüğün kasten olduğunu kanıtlayamasa dahi, soruşturma sürecinin kendisi bu süreci yaşayanlara verilen bir ceza olacak; bu kişiler soruşturma esnasında haklarında bulunabilecek herhangi bir bilgi sebebiyle yasal yükümlülük altına girecebilecek.

Beş yıl önce, Mississippili üç çocuk sahibi Siyah bir anne olan Latice Fisher, polis telsiz operatörü olarak çalışarak saatte on bir dolar kazanıyordu. Gebeliğinin otuz altıncı haftası civarında evinde ölü doğum gerçekleştirdi. Sorgu altında, daha fazla çocuk istemediğini ve daha fazla çocuğun bakımını üstlenemeyeceğini tasdik etmiş. Soruşturmayı yürütenler, Fisher’in kendilerine teslim teslim ettiği telefonundaki arama verilerine bakmış ve kürtaj hapı olarak bilinen mifepriston ile misoprostol hakkında arama yaptığını bulmuş.

Bu haplar, askıyla kürtaj yapılan döneme geri dönmeyecek olmamızın sebebi. Kürtaj hapları teletıp aracılığıyla reçetelenebiliyor ve posta aracılığıyla kişilere ulaştırılabiliyor, ayrıca fazladan bir dozun reçeteye dahil edilmesine izin veriliyor. Yöntem on bir haftaya kadarki gebeliklerde yüzde doksan beş ila doksan sekiz arasında etkili; ki ABD’deki tüm kürtajların neredeyse yüzde doksan beşi on ikinci haftadan önce gerçekleştiriliyor. Ülkedeki kürtajların yarısından fazlası bu yöntemle gerçekleştiriliyor. On dokuz eyalette doktorların teletıp yoluyla kürtaj yapması yasak; ancak kadınlar başka eyaletlerdeki ya da ülkelerdeki doktorlara ulaşarak yardım alabiliyor. Bunlardan biri Avusturya merkezli, kürtajın yasak olduğu ABD eyaletlerindeki kadınlara alenen kürtaj haplarını sağlayan Aid Access örgütünün başındaki Rebecca Gomperts. Aid Access, Women on Web örgütüyle beraber, 2005’ten beri dünyanın birçok yerindeki gebe kadına kürtaj haplarını güvenli bir biçimde posta yoluyla ulaştırageldi. ABD’deki yasaklardan önce Gomperts, gebe kalmadan önce hazırlanacak reçeteleri savunuyordu; yani dayanışmacı doktorların, gebe olmaları koşulu aramaksızın bu talepte bulunan tüm regl olan bireylere kürtaj hapı reçetelendirmesini, böylece kürtaj haplarına gebe kaldıktan sonra erişmeye çalışmanın yaratacağı korkuları —ve takip edilme ihtimalini— ortadan kaldırmasını. Misoprostol, mide ülseri gibi başka sağlık sorunları için de reçetelendirilebildiğinden, Gomperts gebe kalmadan önce hazırlanacak reçetelere karşı makul bir tıbbi argüman olmadığını savunuyor; “Süpermarketten çamaşır suyu almak daha tehlikeli,” diyor.

Ortada Latice Fisher’ın kürtaj hapı aldığına dair bir kanıt yok. Fisher, ABD’deki her yüz altmış gebelikten birinde görüldüğü gibi ölü doğum yaptığını belirtti ve soruşturma boyunca bu pozisyonunu korudu. Fakat çıkarıldığı mahkemede ikinci dereceden cinayetle suçlandı ve haftalarca gözaltında tutuldu. Bölge savcısı Scott Colom, kampanyası esnasında ilerici, reformcu bir profil çizmişti.[2] Aktivistler, Colom’u cinayet suçlamasını düşürmeye ve yeni tahkikat heyeti üyelerine Fisher’ın bebeğinin canlı doğduğu iddiasının temeli olarak kullanılan eski, güvenilmez olduğu bilinen “yüzdürme testi” hakkında bilgi vermeye zorladı. Neticede tahkikat heyeti, Fisher hakkındaki suçlamaları reddetti; fakat bütün bu çile üç yıldan fazla sürdü.

Kürtaj yasağı getiren eyaletlerde kürtaj hapı sipariş etmek pratikte mümkün olsa bile yasa dışı olacak. (Missouri kısa süre önce bu hapların teslimini veya sevkiyatını uyuşturucu kaçakçılığı olarak sınıflandırmayı önerdi. Louisiana, kürtaj haplarının eyalet sakinlerine postayla gönderilmesini ceza gerektiren bir suç haline getiren ve altı ay hapisle cezalandıran yeni bir yasa çıkardı.) Birçok eyalette yasayı çiğnemekten kaçınmak için, kadınların kürtajın yasal olduğu bir eyalete gitmesi, teletıp danışmanlığını orada alması ve hapları da o eyalette kullanması gerekecek. Teksas’ta yaşayan pek çok kadın, yakın geçmişte daha riskli ama daha kolay bir seçeneği tercih etti: sınırı geçerek Meksika’ya gitmek ve kontrole tabi tutulmayan, yanlış kullanım tavsiyeleri verebilecek eczanelerden kürtaj hapı almak. Bu gibi durumlarda yaşadıkları eyaletin dışına seyahat edecek özgürlüğü ve parası olmayan, ya da gebelik sürelerinin klinik olarak doğrulanmasına sebep olabilecek herhangi bir şey yapmaktan korkan bazı kadınlar, gebeliklerinin hangi evresinde olduklarını net bir şekilde anlamadan kürtaj hapları sipariş edecek. Kürtaj hapları güvenli ve etkili olsa da, kullanan kişilerin klinik rehberliğe ve tedavi sonrası izlemeye erişimi elzem. Kendi kendine gebeliğini sonlandırdıktan sonra tıbbi yardım almak isteyen ancak kürtajın yasak olduğu eyaletlerde yaşayan kadınlar, özgürlüklerini riske atmakla sağlıklarını riske atmak arasında seçim yapmak zorunda kalacak.

ABD’de her yıl bir milyondan fazla kürtaj ve düşük meydana geliyor; iki olay genellikle klinik olarak ayırt edilemiyor. Bu belirsizlik yüzünden, kürtaj yasağı getiren eyaletler, iki olay arasında invazif teknikler kullanarak ayrım yapmayı kendi çıkarına görüyor. Bazı eyaletler, kürtaj istemesi muhtemel gebe kadınlara ilişkin resmi veri tabanlarının oluşturulması için şimdiden zemin hazırladı. Arkansas, geçtiğimiz yıl Every Mom Matters Act [Her Anne Önemlidir Yasası] ile kürtaj düşünen kadınların devlet fonlu bir yardım hattını aramasını ve kürtaj sağlayıcıların tüm hastaları şahsa özel bir kimlikle veri tabanına kaydetmesini gerektiren bir yasa çıkardı. O zamandan beri, altı eyalet daha benzer yasaları uygulamaya koydu ya da önerdi. Yardım hatları, gebelik kriz merkezleri tarafından yönetiliyor: Bunların çoğu kürtaj klinikleri gibi görünen, fakat sağlık hizmeti yerine kürtaja karşı tavsiyeler veren tipik Hıristiyan kurumları. ABD’deki gebelik kriz merkezlerinin sayısı, kürtaj kliniklerinden üç kat daha fazla ve hastanelerin aksine kendilerine gelenlerin mahremiyetini koruma yükümlülükleri yok. Muhafazakar eyaletlerde bilhassa yoksul kadın ve çocuklar için ayrılan fonlardan bu kuruluşlara para aktarılıyor. Gebelik kriz merkezlerinin topladığı veriler (isim, yer, aile detayları, cinsel ve tıbbi geçmiş, tanısal olmayan ultrason görüntüleri) bundan böyle yardım arayanlara karşı kullanılabilecek.

Gebe olduğunuzu genelde arkadaşlarınızdan önce telefonunuz öğrenir. Nitekim internet ekonomisinin tamamı, kullanıcıların satın alma ve arama terimlerinin titizce takip edilmesi üzerine kurulu. Teksas’ın sivil vatandaşları kürtajı kolaylaştıran herkese karşı dava açmaya teşvik eden S.B.8 yasasına benzer yasalar başka eyaletlerde de geçirilecek; böylece yasal olarak görevlendirilmemiş fakat bunu kendine vazife bilen işgüzarların şüphelendikleri kişileri takip ve teşhis etmelerinin önü açılacak. (The National Right to Life Committee [Ulusal Yaşam Hakkı (Kürtaj Karşıtı) Komitesi] kısa süre önce, kürtaj karşıtı eyaletler için ‘telefon, internet veya diğer herhangi bir iletişim aracı üzerinden’ kendi kendine kürtaj hakkında bilgi sağlayan herkese yönelik cezai yaptırım içeren politika önerileri yayınladı.) Kısa süre önce Vice muhabirleri, Planned Parenthood[3] kliniklerine yapılan altı yüzden fazla ziyarete ilişkin veri setini satın almak için sadece yüz altmış dolar harcadıkları haberini yaptı. Veri satıcıları, herhangi bir yerden herhangi bir yere gidiş gelişleri izlemeyi mümkün kılan verileri satıyor—örneğin başka bir eyaletteki bir kürtaj kliniğine gidiş dönüşü. Bu yıl Missouri’de bir milletvekili, sivil vatandaşların eyalette ikamet eden birinin başka bir yerde kürtaj yaptırmasına yardım eden kişileri dava edebilmesini yasalaştırmayı önerdi; S.B.8’de olduğu gibi, yasa, davayı kazanmaları durumunda davacılara on bin dolar ödül verecek. Bu tür yasalara en yakın tarihsel örnek, 1793 tarihli The Fugitive Slave Act [Kaçak Köle Yasası].

Şimdilik S.B.8 tipi ödüllü kanunların hedefi kürtaj olmaya çalışanlar değil, kürtaj sağlayıcıları. Ama bu durum değişecek gibi görünüyor. Kürtaj konusunda ilerici bir eyalet olan Connecticut, yakın zamanda yerel kurumların eyalet dışı kürtaj kovuşturmaları ile işbirliği yapmasını engelleyen ve eyalet dışından gelen müşterilerin tıbbi kayıtlarını koruyan bir yasa çıkardı. Diğer ilerici eyaletler de benzer yasalar geçirecektir. Bu durumda, kürtaja yasak getiren eyaletler, eyalet dışı doktorları dava edemez ve postayla gönderilen kürtaj hapları da büyük ölçüde tespit edilemez durumda kalacak olursa, hedef alabilecekleri tek odak kürtaj hakkı savunucuları ve kürtaj yaptırmaya çalışanlar olacak. Muhafazakar bir Hıristiyan yayını olan Stream, kısa süre önce kürtaj yaptıran kadınlara zorunlu psikiyatrik gözetim uygulanmasını savundu. Mayıs ayında Louisiana, kürtaj yaptıranların cinayetle suçlanmasına izin verecek bir yasa tasarısı sundu. Öneri geri çekildi fakat bu tehdit de ortaya bırakılmış oldu.

Kürtaj karşıtı hareketin temelini oluşturan öğreti, fetüsün bireyliği adı verilen teolojik kavram; yani bir embriyonun veya fetüsün, döllenme anından itibaren eşit (ya da daha doğru tabirle, üstün) haklara sahip bir insan olduğu fikri. Bu fikirden yola çıkarak varılan hukuki sonuçlar—tüp bebeğin, spiralin ve ertesi gün hapının cinayet aletleri olarak sınıflandırılması dahil olmak üzere, çığırından çıkmış durumda; ortalama kürtaj karşıtı ABD’linin bile kabul etmeyeceği kadar sert. Buna rağmen, kürtaj karşıtı hareket artık açıkça fetüsün bireyliğinin ABD kürtaj yasasının temeli olması için bastırıyor.

Eğer fetüs bir insansa, o zaman içinde bir fetüsün yaşamakta olduğu kişinin fetüsü korumak için elinden gelen her şeyi yapmasını (ki buna, 2018 yılına kadar fetüsün bireyliği doktrini altında faaliyet gösteren İrlanda’da Savita Halappanavar’ın ve her türlü kürtajın fiilen yasa dışı olduğu Polonya’daki Izabela Sajbor’un başlarına geldiği gibi, gebe kişinin kendisinin ölümü dahil) gerektiren yasal bir çerçeve icat edilebilir. Polonya’da, sağlık çalışanları fetüse zarar verme korkusuyla kanserli hamile kadınlara kemoterapi uygulamayı rutin olarak reddediyor. Toplumumuzun başka hiçbir kesimi için böylesi bir kısıtlama sözkonusu değil.

Georgia ve Alabama eyaletlerinde fetüsün bireyliğini tanıyan yasalar yapıldı; bu noktadan sonra bunların anayasaya aykırı bulunup iptal edilmeleri de olası değil. Bu tip yasalar hamileliği kriminalize ederek kadınların, fetüse zarar verme potensiyeli olduğu varsayılan herhangi bir eylemde bulunmaları halinde tutuklanmalarını, gözaltına alınmalarını ve başka devlet müdahalelerine maruz bırakılmasını meşrulaştırıyor. Bu yaklaşım, son kırk yıldır, özellikle düşük gelirli azınlıklar üzerinde test edilegeldi. National Advocates for Pregnant Women,[4] 1973’ten 2020’ye kadar gebelikle ilgili kovuşturma ya da başka bir çeşit müdahale içeren yaklaşık bin sekiz yüz vakayı belgeledi; ki bu sayı muhtemelen gerçek sayının bayağı altında. Kaliforniya gibi, kadınların gebelik kaybından sonra cinayetle suçlanmasının açıkça yasaklandığı eyaletlerde bile muhafazakar savcılar bir şekilde bunu yapıyor.

Şimdiye kadar gebelikle ilgili kovuşturmaların çoğu uyuşturucu kullanımı kisvesi altında açıldı. Böyle davalarda gebeliği sırasında uyuşturucu kullanan ya da uyuşturucuyu bırakma tedavisi almaya çalışan kadınlar çocuk istismarı, çocuk ihmali, reşit olmayanlara uyuşturucu dağıtma, ölümcül silahla saldırı, kasıtlı veya kasıtsız öldürme ile suçlanıyor. 2020’de Alabama’da kolluk kuvvetleri, doğum odası personelinin ağrı tedavisi için reçeteli hidrokodon aldığı bildirimi üzerine Kim Blalock hakkında bir çocuğu kimyasal tehlikeye atma nedeniyle soruşturma başlattı. (Bölge savcısı, sonunda kovuşturmayı tamamen bırakmadan önce, onu ağır suç kategorisinde olan “reçete sahtekarlığı” ile suçladı.) Oklahoma’da, uyuşturucu kullanan kadınların, fetüsün rahim dışında yaşama noktasına ulaşmasından çok önce yaptıkları istemsiz düşüklerde adam öldürmekle suçlandığı bir dizi şok edici kovuşturma yapıldı. Wisconsin’de eyalet yasaları zaten çocuk mahkemelerinin bir fetüsü, fetüsü koruma saikiyle gözaltına almasına izin veriyor—yani gebe bir kadını gözaltına almasına; bu da her yıl dört yüzden fazla hamile kadının uyuşturucu olarak sınıflandırılan bir madde kullanıyor olabileceği şüphesiyle gözaltına alınmasına ve zorla tedavi edilmesine yol açıyor. Tennessee’nin eski Fetal Assault Law [Fetüse Saldırı Yasasına] benzeyen bir yasa önerisi Wyoming’de eyalet meclisine sunuldu; buna göre, gebeyken uyuşturucu kullanımı yeni bir ağır suç kategorisi olarak tanımlanıyor. Bu arada, Tennessee’deki eski yasa meclisten geçirilmesinden iki yıl sonra yürürlükten kaldırılmıştı çünkü kadınları taşıdıkları fetüslere düşman olarak gören bu yaklaşımın doğum öncesi bakım hizmetleri üzerinde, kaçınılmaz olarak anne ve bebek ölümlerinde artışa neden olan bir etki yarattığı görülmüştü.

Ana akım kürtaj hakkı savunucusu hareket, Roe kararının yetersizliklerini görmezden geldiği gibi, gebeliğin suç sayılmasının yaygınlaşmasını da bir o kadar görmezden geldi (başkanlık seçimi kampanyası sırasında Roe kararını federal olarak yasalaştırma vaadinde bulunan Joe Biden’ın başkan olduktan sonra ‘kürtaj’ kelimesini kamusal olarak ağzına alması bir sene aldı; geçen mayıs ayında Demokratlar şaşırtıcı olmayan biçimde Roe kararının yasalaşmasını sağlayacak düzenlemeleri yapmayı başaramadı). Kürtaj hakkını destekleyenlerin çoğu, muhafazakar eyaletlerdeki yoksul ve azınlık mensubu kadınların bu Yüksek Mahkeme kararından çok önce kürtaj erişimini kaybettiklerini üstü kapalı da olsa kabul ediyor; gebelik, düşük, ölü doğum hatta sağlıklı doğumdan sonra bile tutuklanmayı bekleyen binlerce kadının talihsiz istisnalar olduğunu ummakla yetiniyor. Fakat bu kadınlar istisna değil; köşe yazarı Rebecca Traister’in geçen ay belirttiği gibi, yüzde birlik kesimle kalan hepimiz arasındaki uçurum her geçen gün büyüyor.

Gebelik kürtaja göre 30 kat daha riskli. Bir çalışmaya göre, ulusal bir kürtaj yasağının gebelikle ilintili ölümlerde yüzde yirmi bir artışa sebep olması bekleniyor. Kürtaj yasağı nedeniyle hayatını kaybedecek kadınlardan bazıları halihazırda gebe. Merdivenaltı uygulamalar sırasında değil, ihtiyaçları olan sağlık hizmetleri kendilerine uygulanmadığından ölecekler: Hayat kurtarabilecek müdahaleler anında yapılmak yerine beklenecek; kadınların istekleri göz ardı edilecek. İstemedikleri gebelikleri sürdürmek zorunda bırakıldıklarından, enfeksiyondan, preeklampsiden,[5] iç kanamadan hayatlarını kaybedecekler. Kürtaj karşıtlarıysa bu ölümleri kadınlığın trajik (hanidiyse asilane) bir sonucu ilan edecek.

Kürtaj yasakları, gebeliğini sürdürmek isteyen ancak hamileliklerinde medikal sorunlar yaşayan birçok kişiyi de incitecek, sakat bırakacak ya da hayati riske sokacak. Kürtajı yasaklayan eyaletlerde çalışan doktorlar, uyguladıkları prosedürün kürtaj sayılabileceği korkusuyla düşük yapmakta olan kadınlara tedavi uygulamayı reddetmeye başladı bile. Fetüsün hiçbir şekilde canlı ve sağlıklı doğmasının mümkün olmadığı, kendisininse hamilelik boyunca hayati risk altında bulunduğu bir dış gebelik yaşayan, bu yüzden hamileliğini sonlandırmak isteyen bir kadına Teksas’ta bu hizmetin sağlanmadığı ve kadının kürtaj olmak için on beş saat boyunca araba kullanarak New Mexico’ya gitmek zorunda kaldığı ortaya çıktı.

Kürtaj haplarından biri olan, rahmin genişlemesini ve rahimde kalan dokuların dışarı atılmasını sağlayan Misoprostol, istemsiz düşüklerde yardımcı bir ilaç olarak rutin biçimde kullanılır. Yasal sorumluluklardan korktukları için, Teksas’taki eczacılar bu ilaçları reçetelendirmeyi bıraktı. İstemsiz düşük yaşayan kadınlar, düşüğün güvenli bir şekilde sonlanması yardımcı ilaç gibi müdahalelerle sağlanmazsa, uğrayacakları kesin olan duygusal tahribat ve başka pek çok şeyin yanısıra rahim delinmesi, organ yetmezliği, enfeksiyon, kısırlık ve ölüm riskleriyle karşı karşıya kalıyor. İstemsiz düşükler, gebe olan kişinin kontrolü dışındaki faktörlerden kaynaklanır: Çeşitli hastalıklar, rahim ya da plasentadaki bozukluklar, genetik anomaliler düşüğe sebep olabilir. Ancak bu ülkede gebe bireylere, taşıdıkları fetüsün hayatta kalmasının tek ve doğrudan sorumlusu kendileriymiş gibi muamele ediliyor. Hamilelere alkolden, kahveden, retinolden, sakatattan, pastörize edilmemiş peynirden, sıcak banyodan, yorucu egzersizden, reçetesiz satılan ağrı kesiciden, senelerdir kullandıkları düzenli ilaçlarından kati surette uzak durmaları buyruluyor—bu yasakların altında yatan, genel olarak mesnetsiz sebeplere dair bir açıklama da yapılmıyor. İstemsiz düşük riskini artırdığı kesin olarak bilinen yoksulluk, tehlikeli kimyasallara maruz kalmak, gece vardiyasında çalışmak gibi yapısal faktörlerin bahsiyse geçmiyor. Fakat National Advocates for Pregnant Women direktörü Lynn Paltrow’un da altını çizdiği gibi fetüsün bireyliğini tanıyan yasalar daha fazla eyalette tanındıkça, gebe bireylerin “seyahat etmesi, işe gitmesi, ya da fetüsün hayatını riske sokabileceğine inanılan herhangi bir faaliyette bulunması engellenebilir ya da bu yüzden dava edilebilirler.”

Yarım yüzyıl önce, kürtaj karşıtı harekette ilerici, savaş karşıtı, sosyal refah destekçisi Katolikler çoğunluktaydı. Günümüzdeyse hareket tutucu, evanjelik ve sabit fikirli; ekseriyetle koruyucu ailelik ve evlatlık edinme gibi pratikleri benimsese de fetüsün rahminden çıktığı andan sonra ihtiyaç duyabileceği kamusal ya da yapısal destek mekanizmalarının sunulmasıyla zerrece ilgilenmeyen insanlardan oluşuyor. Araştırmacı Mary Ziegler’in altını çizdiği gibi hareketin eski stratejilerini çekingen, korkakça ve nihai amaca ulaşmakta yetersiz buluyorlar. Geçtiğimiz dört sene içerisinde on bir eyalet, tecavüz ya da ensest durumları için bile bir istisna tanımayan, bir zamanlar düşünülmesi dahi imkansız olan ekstrem kürtaj yasaklarını yasalaştırdı.

Teksas’ta şimdiden seksin ya da suistimalin ne olduğunu anlama ehliyeti olmayan, yaşları dokuz, on, on bir olan çocuklar tecavüze uğradıktan sonra zorla gebeliklerini sürdürmek ve doğurmak zorunda bırakılıyor. Taşıdıkları fetüsün kalp atışı durmadığı için sepsisi engellemeye yönelik müdahalelerin uygulanmadığı kadınlar, düşük yapar halde acilde oturup fetüsün kalp atışının durmasını beklemek zorunda bırakılıyor. Bu ülkede, adını asla duymayacağınız insanlar, hayatlarını, daha baştan bakmaya hazır bile olmadıkları ilk (ya da beşinci) çocuklarına bir şans sunabilmek için çalışarak geçiriyor ve ne kadar kahrolsalar da başarısız oluyorlar.

Tüm bunların karşısında, kürtaj hakkını savunanlar arasındaki tavrın yetersizliği ortada: Kürtajı ancak istenmeyen durumlarda zorunluluktan başvurulacak bir çare olarak resmeden tondan, kürtaj hizmetlerinin kendisini değil seçim kavramını önceleyen, üreme adaletini değil üreme haklarını savunmayı öne çıkaran yaklaşıma değin. Bizi bugün bu noktaya getiren yaklaşım tam da bu. Roe kararı öncesi döneme geri dönmüyoruz; Roe’nun ardından gelen, bugüne kıyasla daha az sert ama asla yeterince iyi olmamış olan döneme geri dönmeyi de istememeliyiz. Daha fazlasını talep etmeliyiz, daha fazlasını talep etmek zorundayız. Sesimizi en yüksek perdeden çıkarmalı, eğer bir gün daha iyi bir dünyaya erişebilmek için ufak da olsa bir şansımız olduğunu düşünüyorsak kürtajın adalet ve eşit hakların sağlanması için gerekli bir önkoşul olduğunu unutturmamalıyız.

Çeviren: Deniz İnal

Bu yazının orijinali, 24 Haziran 2022’de New Yorker’da  yayınlandı.

[1] On beş haftalık gebelikten sonra kürtajı sağlıkla ilgili bazı istisnalar dışında yasaklayan, ancak tecavüz veya ensestin bu istisnalar arasında yer almadığı, bir Mississippi yasası hakkında açılan dava. (ç.n.)

[2] ABD’de savcılar seçimle göreve geliyor ve seçim sürecinde politikacılar gibi kampanya yürütüyor. (ç.n.)

[3] Planlı Ebeveynlik, ABD’de ve tüm dünyada cinsel sağlık hizmetleri veren kâr amacı gütmeyen kuruluş. (ç.n.)

[4] Bu makalede bahsedilen davaların çoğu için yasal savunma sağlayan kuruluş.

[5] Genellikle gebeliğin 20. haftasından sonra başlayan yüksek kan basıncıyla yani yüksek tansiyonla karakterize bir hastalık. (ç.n.)

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

1 × 4 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.