Çatlak Zemin’de muhafazakâr siyasal iktidarın tehdidi altındaki yasal haklarımızı ele almayı sürdürüyoruz. Kürtaj hakkı ile başlattığımız röportaj dizisinin yeni bölümünde siyasal iktidarın ısrarlı değişiklik önerileri nedeniyle gündemden düşmeyen nafaka hakkını tartışacağız. 

Yoksulluk nafakası, geleneksel aile kurumu içinde cinsiyete dayalı şiddet ile terbiye edilmeye çalışılan kadın+’lar için önemli bir hak. Tek tanrılı dinlerin eril yorumlarıyla uzun müddet ket vurulan boşanma hakkı toplumsal eşitsizlikler nedeniyle çoğu kadın+ için ne yazık ki hâlâ erişilebilir durumda değil. Yoksulluk nafakası, yeterli olmamasına karşın, boşanma hakkı bakımından önemli bir destekleyici düzenleme. Tam da bu nedenle, siyasal iktidar ailenin korunması politikası ekseninde boşanmanın önlenmesi için süresiz yoksulluk nafakasının kaldırılmasını gerekli görüyor. 

Benzer bir düzenleme önerisi Kadın ve LGBTİ+ örgütlerinin çalışmaları ve mücadelesi ile kısa süre önce geri püskürtülmesine rağmen konu yeni yasa değişiklikleri önerileri ile ne yazık ki yine gündemde. Hız kesmeyen nafaka tartışmanın asıl nedenlerini, kadın+’lar bakımından konunun önemini ve siyasal iktidarın yeni değişiklik önerisini konu hakkında uzun yıllardır çeşitli STK’larla gönüllü çalışmalar yapan Ankara Barosu avukatlarından Huriye Karabacak ile konuştuk. 

Ceren: Neden hükümet sık sık nafaka düzenlemesinde değişiklik öneriyor? KONDA’nın araştırmasına göre toplumun büyük çoğunluğu mevcut nafaka düzenlemesini desteklerken nafaka hakkı konusunda bu değişiklik neden ısrarla getirilmeye çalışılıyor?

Huriye: 2016 yılında açıklanan TBMM Boşanma Araştırma Komisyonu’nun Raporunda yer alan; İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması, çocukların cinsel istismarına ilişkin af ve 6284 sayılı Yasa’nın kaldırılması gibi değişiklik önerilen konulardan birisi de yoksulluk nafakasıdır. Bu Raporun açıklanmasından sonra diğer konuların yanında nafakanın yeniden düzenlemesi de sık sık gündeme getirilmeye başlandı. Sayısı az olan ama sesi gür çıkan ve çoğunlukla çocuklarının nafakasını ödemek istemeyen ve mecliste de temsilcileri bulunan bir kısım erkek bu değişiklik önerilerini sevinçle karşılayarak sosyal medya kampanyaları ile bu konuyu gündemde tutmaya çalıştı. KONDA’nın ve diğer araştırmaların gösterdiği gibi toplumda genel olarak bu konuya dair bir değişiklik talebi olmamasına rağmen nafaka alanların çok büyük çoğunluğunun, toplumsal eşitsizlik ve yoksulluk nedeniyle kadınlar olması, değişiklik yapılmak istenmesinin asıl sebebidir. Çünkü genelde kadınların giderek artan hak ve özgürlük talepleri ile ev içi şiddetten bağımsız yaşam sürdürebilmek için yürüttükleri mücadele, özelde ise şiddetsiz yaşayabilmek için boşanma ve ayrılık kararı vermeleri ve bunun sonucu olarak erkekleri uğradıkları zararları tazmine ve müşterek çocukların bakımına katılmaya davet etmeleri erkek egemen düzeni ve şiddet uygulayan erkekleri rahatsız ediyor. Bu yüzden de kadınların diğer temel hakları gibi nafaka hakları da kısıtlanmaya ve/veya ortadan kaldırılmaya çalışılıyor.

Nafaka nedir? Nafaka neye göre belirleniyor? Süresiz olması ne anlama geliyor?

Nafaka Medeni Kanun’da düzenlenmiş ve çeşitli türleri bulunan, aile fertlerinin birbirlerinden zorluğa ve yoksulluğa düşecek olmaları durumunda talep edebilecekleri parasal hakka verilen isimdir. Yani nafaka bir aile meselesidir ve aile olmanın vecibelerinden biridir. Tazminat yahut para cezası değildir. Bu nedenle aile içinde herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Buna yardım nafakası denir. İkinci nafaka türü ise evlenme ve çocuk sahibi olup aile kurma sonucunda eşlerin birbirlerine ve çocuklarına karşı sorumlulukları nedeniyle talep edilebilecek olan bakım nafakasıdır. Bakım nafakası evlilik içinde çocuklar veya eş için talep edilirse tedbir nafakası, boşanma nedeniyle müşterek çocuklar için talep edilirse iştirak nafakası ve boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eş için talep edilirse yoksulluk nafakası olarak adlandırılmaktadır. Nafaka isteyebilmek için ilk koşul haklı bir neden bulunmasıdır. Yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek olma, ana veya babadan birisinin müşterek çocukların bakımını üstlenmemesi, boşanmaya neden olan olaylarda kusursuz olma ya da daha az kusurlu olan tarafın boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olması durumlarında nafaka talep etmek mümkündür. Nafaka miktarları ise nafaka verecek ve alacak olanın sosyal ve ekonomik durumlarına bakılarak belirlenir. Nafaka esasında her durumda süresiz değildir. Nafaka pek çok durumda kesilebilir, eksiltilebilir ve ortadan kaldırılabilir. Örneğin yoksulluk nedeniyle alınan yardım ve yoksulluk nafakası yoksulluk durumu ortadan kalkınca veya iştirak nafakası çocuk 18 yaşına girince sona erer. Boşanma sonucu yoksulluk nafakası alan eş yeniden evlenince de nafaka sona erer. Yani nafakaya mahkemece karar verilirken bulunan koşullar devam ediyorsa nafaka devam eder. Örneğin, eşinin başka kadınla evlenmek istemesi nedeniyle boşanmak zorunda kalarak yoksulluğa düşen kadın bir iş bulamıyorsa, herhangi bir geliri yoksa yeni bir evlilik de yapmamışsa nafakası süresiz ödenecektir. Nafakanın süresiz olması bu anlama gelmektedir.

Nafaka sadece kadınlar bakımından geçerli bir hak mı? Nafakaya dair kadınların yaşadığı mevcut sorunlar neler?

Medeni Kanun 175.maddede “boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir” denmektedir. Yani nafaka sadece kadınlar bakımından geçerli bir hak olmayıp erkekler için de bir haktır. Ancak uygulamada, boşanma yüzünden yoksulluğa düşen, kusuru daha ağır olmayan ve boşanma sonrası müşterek çocukları bakmayı yüklenen taraf neredeyse hep kadınlar olduğu için nafaka talepleri de onlardan gelmektedir. Nafaka alanların büyük çoğunluğunun çocuklar ve kadınlar olması kadınların ev içinde ve kamusal alanda yaşadıkları sorunların da en büyük göstergelerinden birisidir. Zira kadınların yoksul kesimler içindeki oranı çok yüksektir ve boşanmaya neden olan olayların başında kadına yönelik şiddet ve ayrımcılık gelmektedir. Boşanma ile erkekler değil kadınlar yoksulluğa düşmektedir. Boşanmaya neden olan olayların büyük çoğunluğu kadınlara yönelik erkek şiddeti sonucu meydana gelmektedir. Ayrıca boşanma sonrası müşterek çocukların velayetini erkekler değil kadınlar talep etmektedir. Dolayısı ile nafaka bağlanan eş çoğunlukla kadınlar olmaktadır.

Mahkemeler tarafından bağlanan nafaka miktarları çoğunlukla çok düşük miktarlar olup asgari ücret düzeyini dahi bulmaz. Öyle ki son yıllarda mahkemeler tarafından bağlanan cüzi nafaka miktarlarını bir de İstinaf mahkemeleri ve Yargıtay da düşürünce geriye iyice komik rakamlar kalıyor. Öte yandan mahkeme kararı ile nafaka bağlanması doğrudan nafakanın tahsil edilmesini garanti etmemektedir. Mahkemelerce bağlanan nafaka yükümlüsü tarafından ödenmediğinde icra yoluna başvurmak gerekir. İcra yolu ile tahsilat da her zaman mümkün olmayabilir zira ülkede kayıt dışı çalışmanın çok yaygın olması nedeniyle nafaka ödememek için kayıtsız çalışan, üzerine kayıtlı mal ve gelirlerini yakınlarına devreden kişilerin sayısı oldukça fazladır.

Beşinci yargı paketinde önerilen düzenlemenin içeriği nedir? Farklı nafaka türleri ve kadınların medeni hakları konusundaki ne gibi değişiklikler öneriliyor?

7343 numara ile yasalaşan 5. yargı paketinde, çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair aile mahkemeleri tarafından verilen ilam veya tedbir kararlarının, çocuğun üstün yararı esas alınarak, Adalet Bakanlığınca kurulan adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerince yerine getirileceğinden bahsedilmektedir. Ancak bu düzenlemenin de göstermelik olup çocukları ve kadınları şiddetten koruyamayacağı ve bu alandaki sorunlara çözüm getirmeyeceği çocuk hakları uzmanları tarafından da dile getirildi. Nafaka ile ilgili bu pakette bir değişiklik önerisi getirilmedi ama her an Medeni Kanun’daki kadın haklarını budamayı hedefleyen yeni paketlerle bu konuda da bir değişiklik gündeme getirilebilir. Bugüne kadar yapılan tartışmalara baktığımızda özellikle kadınlara bağlanan yoksulluk nafakasının evlilik süresine göre süreli hale getirilmesi, boşanmaların ve nafaka taleplerinin çözümünün arabuluculuk ve/veya il sulh komisyonlarına havale edilmesi gibi değişiklikler önerilebileceği anlaşılıyor.

Nafakayı sınırlandırmak kadınlar için ne anlama gelir? Nafakayı ödemek neden devletin değil erkeklerin yükümlülüğü olmalı?

Nafakayı sınırlandırmak kadınlar için yoksulluğun ve eşitsizliğin daha da artması anlamına gelir. Nafakadan söz ettiğimize çoğunluğunun çocuklar için kadınlara ödenen nafakalar olduğunu hatırlarsak nafakayı sınırlandırmak evlilik içinde ve ev içinde olduğu gibi boşanma sonrasında da kadınların üzerindeki bakım yükünün artması ve ağırlaşması anlamına gelir. Yoksul, eğitimden mahrum bırakılmış, mesleği ve işi olmayan ve boşanmış bir kadının boşanma sonrasında yoksulluğunun sona ereceğini düşünmek ve sınırlı bir süre nafaka ödenmesini söyleyebilmek için tek bir neden bulunmamaktadır. Nafakayı sınırlandırmak kadınlara evliliklerin ve aile olmanın da kadınlar için bir güvence olmadığını söylemek demektir ki bu öneriyi getirenlerin kutsal aileyi koruma söylemleri ile de çelişmektedir.

Nafakayı ödemek devletin değil nafaka yükümlüsünün (uygulamada çoğunlukla erkeklerin) ödevi olmalıdır çünkü bu evlenmenin ve aile olmanın bir gereğidir. Nafaka, evlilik birliğinde eşler arasında geçerli olan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün bir devamıdır. Kimler evlenmeye karar vermişse, kimler birlikte çocuk yapmışsa, kimler evlilik birliğini kusuru ile sona ermesine sebebiyet vermişse tüm bu eylemlerinin sorumluluğunu da onların yüklenmeleri doğaldır. Evlilik yoksa, aile yoksa nafaka sorumluluğu da zaten olmayacaktır. Nafaka ödemek istemeyen evlenmesin desek yeridir 🙂

Not: Kadın Dayanışma Vakfı’nın 2019 Yoksulluk Nafakası Raporu’na buradan ulaşabilirsiniz.

 

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

18 − seventeen =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.