Ataerki ile beslenen kapitalizm, katliamcı politikalarını doğa üzerinde uygularken kadın bedeni ve yaşamını da hedefine alıyor.

Muğla’nın Milas ilçesinde geleneksel olarak düzenlenen Milas Zeytin Hasat Şenliği’nin bu seneki sponsorları arasında, Yeniköy-Kemerköy Termik Santrali’ni işleten şirket de yer aldı. YK Enerji* adıyla faaliyet gösteren bu şirketin, sahip olduğu termik santrale kömür temin edebilmek için Milas’ta 20 binden fazla zeytin ağacını katlettiğini, son dönemde de İkizköy mevkiinde yine 35 bin ağaca göz diktiğini ve köylülerin direnişiyle karşılaştığını biliyoruz.

Milas Belediyesi ve Milas Kaymakamlığı tarafından düzenlemiş olan şenliğin sponsorları arasında YK Enerji’nin yer alması; termik santral yüzünden topraklarından ve evlerinden sürülen insanları bir kez daha yok saymak, hayvanların yaşam alanlarının yok edilmesine göz yummak, doğayı ve yaşamı hiçe saymak aslında…

On binlerce ağacı, doğayı ve yaşamı katleden, iklim krizinin en önemli etkenlerinden olan termik santralleri işleten YK Enerji, sponsor olduğu Milas Zeytin Hasat Şenliği’nde, ekoloji aktivisti Deniz Gümüşel tarafından protesto edildi. Geçtiğimiz Pazar günü gerçekleştirilen protestoda Deniz Gümüşel, şenlik alanından yaka paça sürüklenerek gözaltına alındı. Gözaltı süreci keyfi şekilde uzatılan Gümüşel ertesi gün serbest bırakıldı.

Doğa katliamı kadınları daha çok etkiliyor

Yaşamı talan eden şirketler aracılığıyla doğa üzerinde kurulan tahakkümün, aslında kadınların hayatı üzerinde de baskı oluşturduğunu biliyoruz. Her zaman ataerki ile beslenen kapitalizm, katliamcı politikalarını doğa üzerinde uygularken kadın bedeni ve yaşamını da hedefine alıyor. Özellikle son dönemde verilen ekoloji mücadelelerinin öncüleri olan kadınların yaşadıklarından ve söylemlerinden de bu duruma tanığız. Daha önce İkizköy direnişindeki kadınlarla konuştuğumda onlar da, doğaları yok olursa hayatlarının da yok olacağını belirtmişlerdi. Çünkü doğa üzerindeki talan politikalarının ardından değişen yapı, kadınları erkeklere oranla daha çok etkiliyor. Şirketler ormanları katledip zorla köyleri boşalttırdığında, topraklarından edilen insanlar yeni bir yerde hayat kurma mücadelesi verirken kadınların iş bulma olanağı daha az oluyor. Aynı  zamanda bu ‘sürülme’ esnasında tüm organizasyonla da kadın ilgilenmek durumunda kalıyor. Nasıl bir yere ya da eve taşınılması gerektiğiyle, çocuk varsa onun ihtiyaçları ile ilgilenme durumu da yine kadına yüklenen ‘görev’ler arasında yer alıyor.

Doğa katliamcısı şirketlerin de neden olduğu iklim krizinin en çok etkilenenleri de yine kadınlar. Mesela iklim kriziyle yerlerinden edilenlerin yüzde 80’ini kadınlar oluşturuyor. Yine iklim krizine bağlı felaketlerde kadınların ölüm oranı, erkeklere göre yüzde 14 daha fazla. Öte taraftan temiz suya, gıdaya ulaşımdaki görevin de kadına yüklenmesi, cinsiyet eşitsizliğinin artarak kadının eğitim, sağlık, mülkiyet haklarında da geri plana itilmesi söz konusu. Tüm bunlar ve daha fazlası kadınların ekoloji mücadelesinde ön saflarda olmasını çok net bir şekilde açıklıyor aslında. Buradan doğru düşündüğümüzde de, YK Enerji’ye karşı Deniz Gümüşel’in gerçekleştirdiği protestonun nasıl önemli ve değerli bir yerde olduğunu bir kez daha görmek gerekir.

İkizköy’de Akbelen Ormanları’nın da yine YK Enerji tarafından katledilmek istenmesine karşı başlatılan direnişin en ön saflarında yer alan İkizköy Çevre Komitesi gönüllüsü Deniz Gümüşel ile yaşadığı süreci konuştuk.

“Doğa katliamcısı şirket, kendini çevreci göstermeye çalışıyor”

YK Enerji’nin 2014 yılından bu yana Muğla bölgesinde termik santralleri işlettiğini, o dönemden beri maden sahalarını genişletmek için on binlerce ağacı ve birçok köyü yok ettiğini belirten Deniz Gümüşel; “Şirket, 2017 yılından beri Milas’ın Işıkdere mevkiini kamulaştırarak insanların ellerinden köylerini aldı. 20 bin zeytin ağacı yok edildi. 2019 yılında da İkizköy tarım alanı ve zeytin ağaçlarını  kamulaştırmak için girişimleri oldu fakat köylülerin direnişi ile karşılaştı. 35 bin ağacın yok edilmesi hedeflenen projeye, kamuoyu da büyük tepki gösterdi. Dolayısıyla şirket büyük bir prestij kaybı yaşadı. Bunu telafi edebilmek ve kendilerini çevreci, zeytin dostu gösterebilmek için ellerinden  gelen bütün halkla ilişkiler fırsatını değerlendiriyorlar” şeklinde konuştu.

“Belediyeler eski alışkanlıklarını sorgulamalıdır”

Şirketin yaptığının aslında ‘yeşil yıkama’ olarak adlandırıldığını belirten Gümüşel; çevre yıkımının, ekolojik yıkımın, köylülerin topraksızlaştırılmasının bu tür sponsorluklarla aklanmaya çalışıldığını kaydetti. Gümüşel, şenliğin düzenleyicileri arasında Milas Belediyesi, Milas Kaymakamlığı, Ziraat ve Ticaret Odaları’nın yer aldığını ve bu tür kamu kurumlarının böyle bir aklamaya müsaade etmiş olmasının üzücü olduğunu dile getirdi. Yıllardır şirketlerin kendilerini aklamak için bu tür PR çalışmalarını yaptıklarını kaydeden Gümüşel, “Belediye bir yandan İkizköylülerin şirkete karşı başlattığı direnişe destek verirken, davalarımıza müdahil olmak isterken diğer taraftan yine aynı şirketin kendini aklamaya çalışmasına ortak olmamalıdır. Bu belediye açısından hataya düşülecek bir durum olmamalı, artık eski alışkanlıklar sorgulanmalıdır” dedi.

“Ya ölmez ağaç zeytin ya katil kömür”

Hafta sonu gerçekleştirilen şenlikte, iklim değişikliği ile ilgili panele katılarak “Ya ölmez ağaç zeytin ya katil kömür” dövizini taşıyan ekoloji aktivistlerine Terörle Mücadele Ekipleri müdahale etti. Bu duruma karşı çıkan aktivist Deniz Gümüşel de, termik santrallerin dünya çapında 8 milyon insanın, Türkiye’de de her yıl 7 bin insanın ölümüne neden olduğunu belirterek; ifade özgürlüklerinin ellerinden alınamayacağını göstermek istedi. Kaymakamlığın kendisine söz vereceğini fakat daha sonra alandan gittiğini belirten Deniz Gümüşel, yaşadığı gözaltı sürecini şu şekilde anlattı: “Kaymakam önce itirazlarımı duyarak bana söz vereceğini söyledi. Sonrasında Kaymakamlık gidince bana söz vermediler ve ben de söz alarak itirazımı dile getirim. Böyle bir festivalin böyle bir şirketin sponsorluğunda yapılamayacağını, kömür ve termik santrallerin yarattığı iklim değişikliğinin halk sağlığına ve zeytinciliğe etkilerini anlatmaya başladım. Halk da ilgiyle dinleyerek katılım sağladı ve konu tartışmaya açıldı. Bu iletişim onları rahatsız ettiği için o esnada savcı gözaltı kararı verdi. Gerekçesi ise ‘halkı kin ve nefrete teşvik etmek’. Oysa benim suç işlemediğim ortada, ben söz hakkımı kullandım. Güç kullanarak bizim iletişimimizi engellemeye çalıştılar ve darp edilerek gözaltına alındım.”

Kişisel özgürlüğüm siyasi bir mesaj vermek için engellendi”

Gözaltı sürecinde de TEM polislerinin keyfiyetiyle karşılaştığını belirten Gümüşel, “Savcı, ifademin emniyet tarafından alınarak sonrasında serbest  bırakılabileceğimi belirtmesine ve avukatlarımın da tüm ısrarlarına rağmen polisler dosyanın yetişemeyeceği bahanesiyle gözaltı sürecimi bilinçli şekilde uzattı. Belli ki yetkililer, yaşam mücadelesinin öznelerinden birini ellerine geçirince herkese bir mesaj göndermek istediler. Burada önemli olan ifade özgürlüğümüzün engellenmesi ile birlikte, kişisel özgürlüğümün de siyasi bir mesaj vermek için yine engellenmiş olması. Avukatlarımızla birlikte keyfi gözaltı uygulamasına suç duyurunda bulunacağız.” şeklinde konuştu. Kendilerinin yaşamdan yana olduğunu dile getiren Deniz Gümüşel son olarak, “Gözaltılarla, baskılarla, yerlerde sürükleyerek, İkizköy’de nöbetimizi engellemeye çalışarak yaşam savunucuları arasında çatışma yaratamayacaklar. Haklı bir yaşam mücadelesi var ve biz de bundan tarafız. Zeytinlerimizi de, Akbelen’i de vermeyeceğiz” dedi.

* Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim A.Ş. (YK Enerji) Limak ve IC İçtaş  Holding ortaklığıyla faaliyet göstermektedir.

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

fifteen − 10 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.