Ben en zor makinelerde çalıştım. Bunu iş yerindeki arkadaşlarım da biliyor. En ağır makinelerde çalıştım. Yeni işe başlayanlar benden daha çok alıyordu. Onlara bu farkın nedenini sorduğumda; dokuz yıllık elemanım, aynı işi yapıyorum, neden daha az alıyorum dediğimde, bana söylediği söz ‘Kadınların kazancına ek gelir olarak bakıldığı için size bu kadar maaş verebiliyorlar’. Yani ek gelirse neden o zaman ağır makinelere veriyorlar bizi?”

Farplas fabrikasında 19 Ocak’ta açıklanan düşük zamlar nedeniyle, işçiler 20 Ocak’ta tepki olarak birer saat üretimi durdurmuşlardı. Bu tepkiye karşılık Farplas CEO’su ve Yönetim Kurulu üyesi Ömer Burhanoğlu aynı gün işçilerden bir hafta süre istemiş, işçilere hem haklarını vereceğine hem de seçtikleri sendikayı tanıyacağına ve kimseyi işten atmayacağına dair sözler vermişti. İşçiler bu söze güvenerek üretime geri dönmüş, ancak işveren bu sefer Türkiye genelinde uygulanan elektrik kesintisi nedeniyle üretime ara verilmesinden faydalanarak sesi çok çıkan işçileri idari izne çıkarmış, sonra da bu işçileri işten atmıştı. Birleşik Metal İş’te örgütlenip toplu iş sözleşmesi çağrısı yapan işçiler, işten atılmaların başlamasıyla 31 Ocak’ta tekrar üretimi durdurmuşlar ve kendilerini fabrikaya kapatmışlardı. Farplas yönetimi, fabrikaya polisi sokmuş ve yaklaşık 200 işçi darp ile gözaltına alınmıştı [1]. Farplas işçileri, işte o günden beri direnişe fabrika önünde devam ediyorlar.

İnsanca çalışma koşulları ve anayasal hakları olan sendika için devam eden, kadın işçilerin ön saflarda olduğu direnişin 21. gününde “Yoksulluğa Feminist İsyankampanya grubu ziyareti sırasında görüştüğümüz kadın işçilere Farplas’ı ve direnişi sorduk.

Zam bekleyene asgari ücret

Türkiye’de asgari ücret zammı açıklandıktan sonra enflasyonu anca karşılayan bu zamma sevinememiştik. Bu ülkeyi iyi tanıdığımız için, bu zam oranının ücretlere yansımayacağını iyi biliyorduk. Arka planda özellikle KOBİ’lerde asgari ücretin üstünde alan (ve yine kıt kanaat geçinen) işçilerin ücretlerinin asgari ücrete çekileceğinden, asgari ücret alanların da belki kayıt dışına çevrileceğinden ve krizin faturasını, zaten yoksul olanın daha da yoksullaşarak ödeyeceğinden endişe ediyorduk. Ne yazık ki öyle oldu, yalnız KOBİ’ler değil kendine “Holding” diyen Farplas da işçilerine asgari ücreti layık gördü:

“Yaklaşık beş yıldır burada çalışıyorum. Her yıl zam almıyoruz. Her seferinde bundan şikayetçi olduğumuzda bir sonraki seneye bakarız dediler. Geçen sene de pandemiyi bahane ettiler. Yemeklerimiz kalitesizleşti, çalışma koşullarımız kötüleşti. Artı bir de zamlardan dolayı geçinemez duruma geldik. En son işte 19 Ocak’ta açıklanacaktı zamlar. Bekledik. İşverenden düzgün bir şekilde bir zam almayı bekledik. İşveren sadece asgari ücret vereceğini söyledi. O yüzden hepimizin zaten burasına kadar gelmişti. Toplu olarak tüm vardiya birer saat iş durdurduk. Ertesi gün de ayın 20’sinde sabah vardiyasında saat 13:30’a kadar toplu olarak eylem yaptık. CEO’muz bize, ‘hiçbir çalışanın bu sebepten dolayı işten çıkarılmayacağını ve haklarımızı vereceklerini, şimdilik sadece dört ikramiyeyi garanti ettiklerini ve zamlarla ilgili konuşulacağını’ söylemişti. Ardından elektrik kesintisi sırasında bizi idari izne çıkardılar. Ayın 25’inde idari izne çıkarıldığımız gün işten çıkarılışımız verilmiş. Ayın 26’sında da otele çağırıldık. Her birimiz ayrı ayrı otellere çağırıldık. Gelir misiniz dediler. Karda kışta çocuğu bırakacak kimsem olmadığı için ben gitmek istemedim. Giden birkaç arkadaşımızı çıkarmışlar. Diğer bir sonraki gün de zaten elimize tebligat ulaştı. Bir de üzerine 20.000 TL’lik bize dava açmışlar. İşte makineyi durdurma 25 B maddesinden, bazılarımız 49’dan çıkarılmış. Yani o günden beri mücadelemiz sürüyor. Onun dışında yani biz işverenden hiçbir şeyini istemedik. Sadece hakkımızı istedik. İnsanca yaşamak istedik. Ve bu bize çok görüldü. Sendikalı çalışabilmek istedik. Haklarımızın güvence altına alınmasını istedik. Hâlâ da onun için mücadele ediyoruz.”

Yirmi yıllık çalışana asgari ücret

“Birleşik Metal İş’i biz istedik. Patron zaten herkesi idari izne çıkardı. Bu kadar insanın çoğunu idari izne çıkardı. Peşine evine tebligat gönderdi. O gün o kapıda toplandığımız gün tabii biz hakkımız için şey yaptık. O anda sendikaya dönünce dedim ki bu kalabalığı görünce çünkü kaç senedir buradayım o kalabalığı görünce bu sefer olacak dedim. Ama ben rapor aldım kayınvalidemden dolayı. Korona oldu, ben de karantinaya girdim. Ben evdeyim. Hiçbir şeyden haberim yok. Arkadaşlar gelip gidiyorlar. Raporlu olduğum günü, yani ben 27’sinde işbaşı yapacaktım. Beni 25’inde işten çıkarmışlar, iki gün önce. Ben burayı arıyorum grup liderini, diyorum ki ‘Benim raporum bitiyor yarın geleceğim’ diyorum. Diyor ki ‘Sen idari izinlisin’. ‘O zaman fabrikaya geleyim bana idari izin kâğıdı yaz’, çünkü elimde bir belgem olması lazım. ‘E biz veremiyoruz’, ‘Niye?’, ‘Bize öyle bir talimat geldi. Veremiyoruz’. Meğer beni işten çıkarmışlar adam söyleyemiyor. ‘Ben alacağım’ dedim. ‘O zaman insan kaynaklarını ara’ dedi. İnsan kaynaklarını arıyorum çocuk bana dedi ki ‘Abla bir saniye’ dedi, gitti geldi ‘Size 25’inde çıkışınız verilmiş’ ‘Nasıl yani?’ ’Size tebligat gelmedi mi?’ dedi, hayır dedim gelmedi. ‘Bugün yarın gelecektir’ dedi. ‘Bu yasak değil mi? Raporluyken beni çıkarmışsınız. Bu bir suçtur’ dedim. ‘Biz uzmanlarla bir konuşup size döneriz’ dedi. Hâlâ dönecekler. Kadınların üzerinden gerçekten çok geçiniyorlar. Hep emeklerimizi görmezden geliyorlar. Beş yıldır çalışan, beş kuruş zam alamadı. Bu nedir ya? Böyle şey olur mu? Geçen sene zam vermediler ayaklandık. Yemin içti söz verdi, ‘Seneye zam vereceğim’ dedi. 50 TL zam vermiş. Bir de şu zamanda yani… Her şey pahalıyken vermiş olduğun para çok mu? Yirmi yıldır buradayım benim maaşım yeni 5.200 TL oldu. Yeni ya! 5.200 TL oldu, onun bile hepsini alamadım. Avansımı aldım maaşımı alamadım kapıda buldum kendimi.”

Sendika meselesi

Sendika meselesinin Farplas’ta aslında bir geçmişi var. İşçiler geçmişte ara ara denemeler olduğunu ama işçilerin yıldırıldığını anlatıyorlar, daha uzun zamandır çalışanlar 2008’den beri uğraştıklarını söylüyor örneğin. Kadın arkadaşlardan biri, eskiden Farplas’ta çalışmış ve emekli olmuş bir kadının, işçiler çatıya çıktığında onlara moral vermek için gönderdiği videoyu gösteriyor; bu emekli kadın işçi ‘Ben yapamadım, şimdi siz yapacaksanız, sendikalı olmak hakkımızı hayalimizi siz gerçekleştireceksiniz’ diye Birleşik Metal İş’te örgütlenip çatıya çıkan işçilere selam yolluyor. O günden beri fabrika yönetimi, iş kolu değiştirerek, alt şirketleri kapatıp farklı şirketler açarak, tehdit ederek, işçilerin sendikayı bırakmaları ya da sarı sendikada örgütlenmesi için baskı kuruyor [2]. Seçtikleri sendikada örgütlenmek işçilerin anayasal haklarıyken, işçiler bize neden sendikaya ihtiyaçları olduğunu anlatıyorlar:

“Çünkü örgütsüz bir fabrikada her zaman yaptırım uygulanıyor. Yani bu yapılan bazı iyileştirmeler geçici süreliğine kullanılıyor. Ondan sonra belirli bir süre sonra verdikleri ücretler sabit kalmaya başlıyor, haklar değişmeye başlıyor. Bizim sendika istememizdeki amaç, sendika olduğu zaman bazı şeyleri kendi açılarından yapamayacaklar, üzerimizde baskı uygulamayacaklar, haklarımızı zamanı ve yeri geldiğinde verecekleri için biz de hakkımızı sendikadan yana kullandık. Ve bunun için de hâlâ da direniyoruz. Direnmeye de devam edeceğiz.”

“Kadın dostu şirket, kendi iş yerinde kadınları darp eden bir iş yeri oldu”

Farplas 1968 yılında bir aile işi olarak başlamış. Şimdiki Yönetim Kurulu Başkanı Farplas’ı zamanında kuran Yunus Büyükkuşoğlu’nun kızı Ahu Büyükkuşoğlu Serter, Fortune dergisinde “Türkiye’nin En Güçlü 50 Kadını” listesinde yer almış, Arya Kadın Yatırım Platformu’nu kurmuş; kadın çalışan konusunun ‘Sırf sosyal sorumluluk olsun diye bütçe ayırmak değil, gerçekten gönülden uğraşarak, şirketlerinin performans ölçüm sistemine dahil ederek incelemeleri gereken bir konu’ olduğunu söyleyen biri. Özellikle güçlü sanayici kadın patronları ve iş sahiplerini kurucusu olduğu platforma çağıran ve ‘Önce kadınlar kadınlara el uzatacak ki erkekler de onları takip etsin. Birlikte herkese kadının nasıl iyi bir yatırımı hak eden, altın gibi bir fırsat olduğunu göstermeliyiz, daha iyi bir Türkiye ve çocuklarımızın geleceği için…’ diyen biri [3]. Kız kardeşi olması muhtemel Deniz Büyükkuşoğlu da Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı. Aileden iki kadın 2019 yılında Farplas adına “Kadın Dostu Şirketler” ödülünü kucaklamışlar [4], hatta şirketin sitesinde 2017 yılında 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde “Kadın Hak Arama Rehberi” kitabı dağıtıldığına dair bilgi de var. Kadın işçiler de işte tam buradaki çelişkiye isyan ediyorlar:

“Çocuklarımıza bir parça ekmek daha fazla götürmek için bir parça ekmek için bunu istedik. Biz fazla bir şey istemedik. Ama bu ne yaptı bize işyerinde; mesela kadınlara değer veriyorlardı kendi iş yerlerinde, ne oldu? Farplas, kendi iş yerinde kadınları darp eden bir iş yeri oldu. Bu iş yerinde biz darp edildik, karakola götürüldük, gözaltına alındık.”

Erkeğin kazandığı maaş, kadınınınki ise ‘ek gelir’

“Ben burada dokuz yıldır çalışırken uğradığım bir haksızlık var. Ben en zor makinelerde çalıştım. Bunu iş yerindeki arkadaşlarım da biliyor. En ağır makinelerde çalıştım. Ben bunu arkadaşlarımla yeni gelen arkadaşların da maaşlarına baktığımız zaman aralarında 150 veya 200 oynuyordu. Onlar benden daha çok alıyordu. Ben onlara sorduğumda farkın nedenlerini; neden ben bu kadar hani dokuz yıllık elemanım aynı işi yapıyorum neden ben bunu az alıyorum dediğimde, bana söylediği söz ‘Sizler kadınlara ek gelir olarak bakıldığı için size bu kadar maaş verebiliyorlar’. Yani ek gelirse neden o zaman ağır makinelere veriyorlar bizi?”

“Kadın çok da önemli değil, boynuna takılmış tasmayla beraber gezdiriyorlar. Bu şekildeyiz.”

“Burada erkeğin yaptığı işle beraber aynı işi yapıyoruz. Ama bizden daha fazla aldıkları için bu bile sıkıntıydı. Burada cinsel sözlü tacizimiz en basit başka farklı olaylar da oldu da onu neyse es geçelim… Yani çok şeyler var… Kadın çok da önemli değil verdiğimiz şu ya da bu var. İstediğimizde de önüne çökebiliriz. Hani boynuna takılmış tasmayla beraber gezdiriyorlar.”

“Şimdi üretime giriyoruz, nerede ağır iş ayakta kalınacak iş var kadınları oraya veriyor. Erkeklere bir şey yapamıyor. Bir sene, 2018 idi, takım liderimizi bir gün dövdüler. Adam servise biniyor. Evine gidiyor. Adam kapısının önünde girerken adamı dövdüler. Diğer takım liderleri artık kim dövdü bilmiyorum ama diğer takım liderleri de bundan korkusuna galiba beni dövdürürler diye erkeklere laf kondurmuyorlar söz söyleyemiyorlar. Artık kim yapmış kim etmiş bilmiyorum ama takım liderinin kapısının önünde oluyor bu olay, fabrikada değil. Ama kimin yaptığı bilinmiyor. Diğer takım liderleri de her ihtimale karşı korkuyorlar yani erkeklerden, dövecek dövdürecekler diye. Kadınlardan korkmuyorlar. Sanki kadınlar yaptıramaz böyle bir şeyi. Diyorum ki ‘Bu niye ortalıkta geziyor?’ Ben çalışıyorum. Boş boş geziyor adam. ‘Ben ne diyorsam o olacak, benim dediğim olacak’ diyor.”

Hamile kadınlar ağır işlerde çalışmaya devam ediyorlar 

“İçeride 12 saat yeri geldiğinde 16 saat çalışabiliyoruz. Çalışma koşullarımız gerçekten ağır. Ben hamileyken doğum iznine doğru başıma bir olay gelmişti. Kasa kaldırıp indirmem gerekiyordu. Doğum izninden birkaç hafta önceydi, takım liderine bunu söyledim ‘Ben bunu yapamıyorum. Eğilip kalkarken zorlanıyorum’ diye; takım lideri de hepimizin aynı durumda olduğunu söyledi, ‘Bir şey olmaz’, ‘Bu şekilde çalış’ dedi. Kadınlarımız için daha önce bir öneri sunduk. Hamile kadınlarımız başka bir yerde çalışsın en azından daha rahat bir yerde diye. Onu da doğru bulmadılar. Hani onu da dikkate almadılar.”

Kreş yok, destek yok: “Beyaz yakalardan oraya talep oluyormuş, hani sana düşmez”

“Normalde 150’den fazla kadın çalışan yerlerde kreş açılması, bunun için bir destek verilmesi gerekiyor. Buna benzer bir konuşma yaşadığımızda ‘700 TL indirimli bir yer var. İsterseniz oraya başvurabilirsiniz’ dediler. Orayı da sonradan öğrendim. Genelde beyaz yakalardan oraya talep oluyormuş. Hani sana bile düşmez dediler. Şimdiye kadarki süreçte hem kreşe hem bakıcıya veriyordum çocuğu işe gelebilmek için…”

Belirlenen mola saatleri haricinde su içmek, tuvalete gitmek yasak

Farplas otomobil plastik aksamı üretiyor. Plastik parçalar makinelerde üretiliyor ve banttan çoğunluğu kadın olan işçilere geliyor, onlar da gözle kontrol ediyorlar uygun bir parça mı değil mi diye, eğer uygun bir parçaysa etrafındaki fazlalıkları (çapakları) alıyorlar. En büyük müşterilerinin Toyota olması bir yana, otomotiv sanayinde alışkın olunan Kaizen uygulamaları var, yani üretim hattı hiç durmayacak, ama nasıl? Farplas kendi yöntemini uyguluyor:

“Mesela beyaz yakaya zam yapıp Bodrum’da oteli var, her sene oraya götürüyor. Bizi niye götürmüyorsun? Biz de burada emekçi insanlarız. Beyaz yakanın kahvaltı saati var. Beyaz yakanın aşağıda bir yerleri var, her ayın son Cuma’sı orada eğlence yapıyor. Bize gelince hiçbir şey yok. Su içmeye gidiyorsun. Bak hatta en son patlak oradan verdi. Su içmemizi yasakladılar bizim. Molamızda içecekmişiz. Mola haricinde içemiyoruz. Üretim müdürü var, Gülizar Hanım, arkadaşın birisi su içmeye gitmiş, neymiş parçalar gelmiş yere düşmüş diye ‘Makineyi bırakmayacaksın’ demiş. ‘Takım liderine söyleyeceksin o getirecek’. O da ‘Ben nasıl yapayım?’ demiş. ‘Parça zaten görsel parça’ demiş, ‘Ben takım liderini her istediğim zaman nerde bulabilirim ki?’ demiş. ‘Hayır söyleyeceksin’. Sonra gidiyor takım liderine Gülizar Hanım diyor ki ‘Arkadaşlara söyle su içme yasak’. Takım liderleri de bize mesaj olarak gönderiyor. Ben onun ekran görüntüsü aldım zaten. Grup var bizim. Su içmek yasak. Ya molanda içeceksin ya da makine arızalandığında gideceksin. Bir de pandemi sürecinde ben herkesin elinin değdiği şeyi nasıl alabilirim?”

“Bez tak altına, zırt pırt lavaboya gideceğine bir kere doktora git”

“Bizim yemek saatimiz 11:00’de başlıyor. En son posta 13:30’da giriyor, 14:00’te de üretime giriyor. Yemekteyken jokerler bakıyor benim yerime. Yarım saat yemek molası kullanıyorum. Jokerler saat 9:00’da başlıyor sabah vardiyasında, molalarda bir 15 dakika gönderiyorlar bizi sıraya göre… Mesela ben bugün saat 9:00’da molaya gittim. İlk mola sıram. Bir sonraki yemek molam saat 11:00’de, 9:00’dan 11:00’e kadar lavaboya gidemezsin. Kadının söylemine göre su da içemezsin. Şimdi birkaç tane takım lideri var. Bizim vardiyadakilerden Allah razı olsun biz sıkıntı çekmedik de bazı takım liderleri var; bana bir keresinde dedi ki ‘Bez tak altına’ dedi. Kadın söylüyor. Bana bunu kadın söylüyor. ‘Bez tak altına’ dedi. Erkek takım liderlerinden bir tanesi de ’Zırt pırt lavaboya gideceğine bir kere doktora git’ dedi bana. Kadınız sonuçta.”

“Bir kere tuvalete yetişememiş kadın arkadaşımız, altına kaçırmış”

Regl olduklarında ne yaptıklarını soruyoruz: “Ben onu var ya ben o zaman mahvolurum. Bir de çok da oluyorum. Benim gibi çok arkadaşım var çok. Ol olma, insanın o anda bile ihtiyacı gelebiliyor. Yani bu tuvalet ihtiyacının bir saati var mıdır? Yok. Su içmenin saati var mıdır? Yok. Bir kadın arkadaşımız regl oluyor, lavaboya gitmek istiyor, kartı bulana kadar kadının üstüne çıkıyor kan pantolonuna. Bir kere de tuvalete yetişememiş kadın arkadaşımız altına kaçırmış. Üşütürüz, kapı ağzındayız, soba getirin diyoruz. Tepemizde iki tane soba var, ikisi de bozuk. O sobayı da taktırana kadar göbeğimiz çatlıyor. Yaz geliyor, bak ben kiloluyum ama zayıf olan insanlar da var. O yazın sıcağında pişiyoruz. Vantilatör istiyoruz getirmiyorlar. Kolonların üzerinde havalandırma var. Bayağı bir senesi var. Elektrik bakımdaki abilere ‘Abi, Allah aşkına bunu çalıştırın artık yandık kavrulduk’ diyorum. Artık sistemi nasıl yaptılar bilmiyorum. Burayı çalıştırınca beyaz yakalıların tarafı çalışmıyor. O yüzden burayı çalıştırmıyorlar.”

“Ben çorba ile doyuyorum, siz de doyuverin”

“Bak yemek, yemek konusu çok önemli. Jokerlerimiz var bizim yemeklere çıkıyoruz ediyoruz. En son onlar çıkıyor. 16:00-24:00 vardiyası, bu 4-12 vardiyasında joker arkadaşlarımız saat 20:00’de yemeğe çıkıyor. İlk önce makine çalışanlarını gönderiyorlar. En son kendileri gidiyor. Yemek kalmıyor. Boş çorba içiyorlar. Tatlı kalmıyor. Bu Gülizar Hanım’a soruyorlar. Gülizar Hanım’a kaç defa da söylediler ‘Yemek kalmıyor, yemek kalmıyor’ diye. Kadın demiş ki ‘Ne var? Ben de bir çorba içtim kalktım, siz de bir çorba için’ diyor. Seninle ben bir miyiz ya? Ben burada sekiz saat boyunca affedersin totom sandalyeyi görmeden çalışıyorum. Ayaklarımın altı zonkluyor eve gittiğim zaman, yatacak yer arıyorum bulamıyorum.”

Toyota gibi büyük şirketlerle nasıl çalışabiliyor?

Farplas küçük bir aile şirketinden, otomobil devlerinin yedek parça tedarikçisi haline gelmiş bir şirket. Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO’su, Boğaziçi Makine Mühendisliği’nden mezun Ömer Burhanoğlu, katıldığı “Ofis Dışı” programında geleceği plastik yedek parçada gördüğünü söylüyor, “Baba dostu abimizin yanında (herhalde Ahu Hanım’ın babası olacak) 25 kişilik bir atölyede işe başladım, şirketi 2.500 kişilere getirdik” diyor [5]. Yine katıldığı bir web seminerinde kalite yönetiminden ve süreç anlayışından bahsediyor, küresel adımlar atıyorlarmış ancak o zaman global bir oyuncu haline gelinirmiş [6]. Gerçekten de büyük otomobil şirketlerinin tedarikçisi olmak, gerek iş sağlığı ve güvenliği gerek işin sürekliliği ile ilgili pek çok yükümlülük getirmeli diye düşünerek işçi arkadaşlara Farplas’ın bunları nasıl sağladığını, Toyota’nın örneğin denetim yapıp yapmadığını soruyoruz:

“Denetimleri oluyor. Bak mesela Toyota’nın bir tane malzemesini düşünelim. Toyota bunun projesini verirken diyor ki bu kadar elemanla mesela üç tane elemanla çalışacaksın, 60 saniye çevrimle çalışacaksın diyor. Tamam denemeleri ona göre yapılıyor. Üç kişi çalışıyor 60 saniye çevrim yapıyor. Ya da 65 saniyede… Harika bir süre bu… Ama istemine göre yapıyor zaten. Sonra bir bakıyoruz; o üç elemandan bir tanesine beyaz yakalar öneri yazıyor çünkü Toyota buna üç kişilik para veriyor. Bu ne yapıyor? Bu üç kişiden bir elemanı alıyor başka bir yerde kullanıyor. Toyota’ya da öyle gösteriyor. Zamanla da çevrimi de düşürüyor. 65 saniye olan parça 55 saniyeye düşüyor. 51 saniyeye düşüyor. Şimdi böyle yapıyor ya bunlar çevrimleri falan. Misafir Toyota geldiği zaman; Toyota çünkü bu parçayı üç kişi biliyor ya. Ne yapıyorlar hem çevrimi yükseltiyorlar 65 saniyeye; çünkü Toyota öyle biliyor. Hem de bir tane eleman daha veriyorlar. Çok şeyleri var bunların. Çok bu tarz şeyleri hep yaparlar yani.”

İnsan kaynakları ne iş yapıyor?

Hep takım liderlerinden, üretim müdüründen bahsediliyor, ‘şirkette bir insan kaynakları yok mu, taleplerinizi iletebileceğiniz bir kanal hiç olmadı mı?’ diye soruyoruz: “Kime söyleyeceksin. Grup liderine söylüyorsun mesela. Bir keresinde bir konu üzerine haklı konumuz üzerine bir üst amirine gitmeye kalktık. Takım lideri bize dedi ki ‘Ona gidene kadar aşağıda bir sürü insan var. Direkt oraya niye gidiyorsun’ dedi. Yani düşün ben şimdi takım liderime gideceğim, saha liderime grup liderime gideceğim. O halledemezse onun bir üstü o halledemezse en üste… (Şirketin üst düzey yöneticileri için) Göremiyoruz ki onları. Bak ben yirmi yıldır Farplas’tayım yirmi defa patronu (Ahu Büyükkuşoğlu Serter’i kastediyor) görmemişim. Gelmezler üretime. Bu olay olduktan sonra insan kaynakları müdürü Özlem Hanım var, soyadını bilmiyorum. Kadını mesela ben o gün gördüm tanıdım, insan kaynakları müdürüymüş. Zaten genel merkez orada. Kadını göremiyorsun. Kimse yok. (Fabrikada yerleşik insan kaynaklarından sorumlu biri olup olmadığı sorusu üzerine) Onu bilmiyorum. Burada yok ama…”

Farplas’ın kurumsal sosyal medya hesabından yayımladığı şu videoda, insan kaynaklarının şirkette her bir yöneticiye ‘minik sürpriz’ hediyeler vererek ‘Dünya Yöneticiler Günü’nü kutladıklarını görüyoruz.

İşten atılanlar geri alınsın, işçiler kendi tercih ettikleri sendikayla örgütlensin

İşçilerin talepleri çok net. İşten atılan çalışanların işe geri alınmasını ve tercih ettikleri sendika ile örgütlenmeyi istiyorlar. Fazlası için değil, emeklerinin karşılığı için mücadele ediyorlar ve kazanacaklar. Kötülüğün Sıradanlığı kitabında ne diyordu Hanna Arendt?: “Kötülük, ilgisizlikle büyür ve onsuz var olamaz.” Farplas’ın patronları ve onlara ortak olan mühendisleri, insan kaynakları, kapıdaki güvenlik, oradaki herkes, umarız bu kötülüğe hemen bir son verebilirler.

[1] https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/gozaltina-alinan-farplas-iscileri-anlatti-can-kaybi-da-olsa-sizi-buradan-indiririz-

[2] https://www.birgun.net/haber/farplas-ta-sari-sendika-dayatmasi-377341

[3] https://startup.capital.com.tr/start-up-arena/curet-etmeliyiz.html

[4] https://farplas.com.tr/load-more.html

[5] https://www.youtube.com/watch?v=xCoH5bUxAhA

[6] https://www.facebook.com/watch/?v=370394697503380

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

two + thirteen =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.