Bir itiraftır nafaka: Evlilik içinde kadınların harcadığı karşılıksız emeğin erkekleri güçlendirirken kadınları güçsüzleştirip yoksullaştırdığının, kadınların harcadıkları emek karşılığında erkeklerden alacaklı olduğunun ifşa edilmesidir.  

Michelle Kingdom

Evlilik ve boşanma ilk bakışta birbirinin karşıtı gibi görünür. Ama Delphy’nin yıllar önce (“Continuities and discontinuities in marriage and divorce”, 1976, D.L.Baker/S. Allen (derl.), Sexual Divisions and Society: Process and Change, Tavistock içinde) belirttiği gibi çok daha karmaşık bir ilişki vardır ikisinin arasında. Her şeyden önce, boşanma tekil evliliklerin sonu anlamına gelse de, boşanan erkeklerin tekrar evlenme oranına bakılacak olursa her bir boşanma bir yandan da evlilik kurumunun küllerinden yeniden doğması, güçlenmesi anlamına gelir. Evlilikle boşanma arasındaki sürekliliği ortaya koyan bir başka görüngü de boşanmayla birlikte özellikle küçük, bakıma ihtiyacı olan çocukların velâyetinin anneye bırakılmasıdır. Her ne kadar velâyet boşanma sırasında taraflar arasındaki başlıca çatışma konularından biriyse de ve kadınların ezici bir çoğunluğu çocuklarının velâyeti için çeşitli mücadeleler vermeye istekliyse de bu, “normal şartlar altında”, yani kadın anneliğe “layık görülecek” bir kadınsa, mahkemenin küçük çocukların velâyetini anneye bırakmasının anlamını değiştirmez: Bakım emeği tıpkı evlilik içindeyken olduğu gibi kadının yükümlülüğü olmaya devam etmektedir!

Nafaka tartışmalarına gelince, her şeyden önce nafaka da bir itiraf biçiminde, evlilik ile boşanmanın sürekliliğine işaret eder. Nafaka kadınların evlilik içinde harcadıkları karşılıksız emeğin hiçbir biçimde karşılığı olamaz; çok özel ve istisnai durumlar dışında, bir kadının evliliği içinde harcamış olduğu emek miktarıyla aldığı nafaka karşılaştırılamaz bile. Ama bir itiraftır nafaka: Evlilik içinde kadınların harcadığı karşılıksız emeğin erkekleri güçlendirirken kadınları güçsüzleştirip yoksullaştırdığının, kadınların harcadıkları emek karşılığında erkeklerden alacaklı olduğunun ifşa edilmesidir. Kasıt bu olmasa da, nafakayı evlilik süresine oranlayarak sınırlandırma çabaları ise evlilikte harcanmış olan karşılıksız emeğin apaçık bir itirafıdır: Kadının boşandıktan sonraki ihtiyaçlarının göz ardı edilmesi, nafaka miktarının belirlenmesinde örtük olarak geçmişte harcanmış emeğe göndermede bulunulması, bugünle dün arasında bir süreklilik kurulması demektir. Kadının bugün içinde bulunduğu yoksunluk ve yoksulluğun sebebinin dün harcamış olduğu emek olduğunun kabulüdür.

Nafakayı devletin üstlenmesi bu itiraf ve ifşaatın bertaraf edilmesi anlamına gelir. Kadınlarla erkekler arasındaki çıkar çatışmasının yeniden üstünün örtülmesi, kadının erkek (ve onun çocukları ve yakınları) için harcamış olduğu emeğin yeniden görünmezleştirilmesidir. Devletin yapması gereken, kadınların bugünkü ihtiyaçlarını göz önüne alıp anlamlı olacak bir nafaka miktarı belirlemek ve onun ödenmesini sağlamaktır.

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

seven + 14 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.