Feministler yeni yıla girmeden hemen önce; 30 Aralık akşamı İstanbul Beşiktaş’taki Kartal heykeli yanında bir araya gelerek heykele faturalarını astı. Feministler “Yoksulluğa feminist isyan” yazılı pankart açarak açıklama yaptı.

Açıklama Metni:

2022’de Yoksulluğa Feminist İsyan var!

Patriyarkal kapitalist sistem bizi her gün yoksullaştırıyor, güvencesizliğe hapsediyor: Bu sistemin krizlerinin faturasını ödemek zorunda bırakılmaya isyanımız var! Biz, bizlere dayatılan hayatları değil, feminist isyanımızla kuracağımız kendi hayatlarımızı yaşamak istiyoruz.

Tahammülümüz yok! Ucuz işgücü olmaya, ev içerisinde bitmek bilmeyen, ülkedeki kriz yüzünden her geçen gün daha da üstümüze yıkılan karşılıksız ev işi ve bakım yüküne, erkek şiddetinden kadın cinayetlerine, trans cinayetlerinden nefret söylemlerine, göçmen olduğumuz için emeğimizin ve bedenimizin sömürülmesine, esnek ve güvencesiz çalışmaya, aileye hapseden politikalara, bize anneliğin en önemli makam olduğunu dayatmaya çalışan söylemlere, kürtaj yasal olduğu halde fiilen ulaşmanın imkansız hale getirilmesine, her gün tekinsizleşen sokaklarda arkamıza bakmadan yürüyememeye, toplu ulaşımda sürekli tetikte olmaya, yoksulluğa…

Hiçbirine tahammülümüz yok!

Yoksulluğa feminist isyan!

Adına kriz denmeyen ekonomik krizin, yıllardır devam eden pandeminin, yoksulluğu ve güvencesizliği artırdığı yetmiyormuş gibi kadınları, lgbti+’ları belki de kaçtıkları o evlere daha çok hapsediyor, ev içi şiddeti, karşılıksız ev işi ve bakım yükünü artırıyor.

Her gün daha çok eriyen maaşlar, enflasyondaki hızlı yükselişi karşılamıyor. Isınmak için kombiyi, sobayı açmaya giderken defalarca düşünüp, çoğu zaman açmaz olduk. Evde yaptığımız hesaplar, marketlerdeki fiyatlara uymuyor. Temel gıda maddelerinin yanında yine en temel ihtiyaçlarımızdan olan ped gibi hijyen ürünlerine gelen zamlar, bütçemizi daha da sarsıyor.

Hesapsız, kitapsız yaşamak istiyoruz.

Barınma sorununa feminist isyan!

Barınamıyoruz! Kiralardaki devasa artışlar, biz kadınları ve lgbti+’ları daha da derinden etkiliyor. Uygun kiraya ev bulmayı geçtik, tek yaşayan kadınlara, evli olmadan birlikte yaşayanlara, lubunlara ve translara kiralık ev bile verilmediği oluyor. Öğrenciler için yurtlardaki yetersizlik, özel yurtların ve evlerin yüksek fiyatları yüzünden birçok kadın ya aile evinde kalmaya mecbur bırakılıyor ya da okula devam edemiyor. Kadınlar için tek başına yaşamak gittikçe olanaksızlaşıyor. Artan kiralar ve hayat pahalılığı yüzünden çoğu kadın aile evinde, kocayla, babayla ya da partneriyle yaşamak mecburiyetinde kalıyor. Tek yaşıyorsa evini kapatıp aile evine dönmek zorunda kalıyor. Barınma problemi kadınların üzerindeki patriyarkal baskıyı günden güne arttırmaya devam ediyor.

Erkek şiddetine karşı feminist isyan!

Aile güçlendirilerek kadınların hayatları daraltılıyor, toplumsal cinsiyet eşitsizliği körüklenerek ayrımcılık ve erkek şiddeti cesaretlendiriliyor. Erkek şiddetinden uzaklaşmak isteyen kadınların seçenekleri bu yoksulluk ve belirsizlikle iyice daralıyor. Paraya, gıdaya, kendi yaşamını sürdürecek kaynaklara erişimi kısıtlanmış kadınlar güvencesiz, desteksiz ve alternatifsiz bırakılıyor. Erkek şiddetine mahkum ediliyor. Sosyal yardımlar kadınların hayatlarını tekrar kurmasına imkan vermezken sosyal yardım başvurusu yapan kadınlara dilenci muamelesi yapılıyor.

Emek sömürüsüne feminist isyan!

Pandemi bahane edilerek yapılan işten çıkarmalarda, kadınlar bazen ilk vazgeçilen oluyor, bazen de ücretleri daha düşük olduğu için daha çok iş yükü ile istihdam ediliyor. Ücretli ev işlerinde çalışan kadınlar, pandeminin başından beri çoğu zaman işsiz kaldı, çalışabildiğinde de ücretleri düşürüldü.

AKP iktidarının ve politikalarının körüklediği, arka çıktığı ırkçılık git gide artarken sömürü göçmen kadınların bedeninde somutlanıyor. Hem beraber göçtükleri aileleri için emek verirken, hem de istihdama girdiklerinde en kuralsız, esnek ve güvencesiz çalışanlar göçmen kadınlar oluyor. Patronlar emeklerini sömürürken, örgütlü olamadıkları ve resmi şikayet kanalları kapalı olduğu için kapitalizmin en vahşi yüzü ile karşı karşıya kalıyorlar. Yine resmi kurumların, göçmenlerle ilgili sağlıklı bir politikası olmaması kadınların ve lgbti+’ların nefret söylemlerine, cinsel tacize/şiddete açık olmalarına sebep oluyor.

Ahlakçı, patriyarkal devlet siyasetinin ve toplumun kriminalize ettiği, güvensiz koşullarda çalışan, işçilik olarak kabul edilmediği için iş kanunundan bile faydalanamayan seks işçileri daha kuralsız bir yaşama mahkum bırakılıyor. Pandemi ile de zorlaşan koşullarda ekonomik kriz ile daha güvencesiz seçenekler, müşteri ile pazarlığın zayıflaması, güvensiz alanlarda işçilik, geçinememe, şiddete maruz kaldığında şikayet mekanizmalarına ulaşamama gibi gittikçe derinleşen bir sorun alanı oluşuyor. Seks işçiliği yasadışı görüldüğünden ücretler her zamankinden daha düşük, iş güvenliği önlemleri için pazarlık her zamankinden daha zayıf durumda.

Krizle beraber yeniden üretim için gerekli ihtiyaçların karşılanmasındaki zorluk arttıkça kadınların ev işlerinde geçirdikleri zaman ve harcadıkları emek de artıyor. Marketten alınamayan her gıdanın yerine ikamesinin konulması için harcanan bedensel emek yanında harcanan zihinsel emekle, ücretli temizlik hizmeti alınıyorsa bundan vazgeçilmesiyle kadınları tüketen ev işi döngüsü büyüyor ve ağırlaşıyor.

Kreş sorunu derinleşiyor, çocukların bakım emeği ücretli çalışan kadınlar için ciddi bir sorun haline geliyor. Evlerde ücretli çocuk bakımı emeği veren kadınlar kriz durumunda ya işsiz kalıyor ya gelirleri daralıyor. Diğer taraftan çocuk bakımı anneanne ya da babaanneye devrediliyor ve kadınların hayat boyu bakım emeği döngüsünden çıkamaması bir yana, çocuklu kadınlar bir açıdan aileye mahkum hale getiriliyor. Dışarıda ücretli çalışan kadın için ise kreş bulunmaması hane içinde bir karar noktasına sürüklüyor: Bakım veren işçinin ücreti karşılanamazsa düşük maaş alan kişi istihdamdan çekilip çocuk bakımına dönebiliyor. Ayrıca ailede bakım ihtiyacı olan diğer fertlerin bakımının da kadınların üzerine bırakılması ev içi emek sömürüsünün başka bir yüzünü oluşturuyor.

Fiili ve hukuki kürtaj yasağına feminist isyan!

Kürtaj yasal ama yasak. Devlet hastaneleri yasal olmasına rağmen kürtajdan kaçınırken, özel muayenehanelerde kürtaj olmak zorunda kalıyoruz, bu da ekonomik kriz derinleşirken ücretlerden dolayı iyice güçleşiyor. Erişilebilir, ücretsiz kürtaj hakkımız için mücadele etmemiz gerekiyor.

Kürtajın yanı sıra ahlakçı veya homofobik olmayan, kapsayıcı bir jinekolojik sağlık hizmetine ulaşım zaten zor iken, bir de devlet hastanelerinde randevu bulma zorluğu, muayene sürelerinin 5 dakikaya indirilmesi özensiz ve yetersiz muayene ve tedavi süreçlerine neden oluyor. Özel hastanelerin fiyatlarının kontrolsüz bir şekilde artmasının getirdiği seçeneksizlikle de yer yer geri dönülmez sağlık problemleri ile karşı karşıya kalınıyor.

Bizler, dolu dolu kahkahalarımızla, hazlarımızla, arzularımızla, gönlümüzce yaşamak istiyoruz.  Biz bu heteropatriyarkal kapitalizme mecbur değiliz. Artık sarsmanın zamanı gelmedi mi? İliklerimize kadar hissettiğimiz bu yoksulluğu, bu şiddet ortamını, bulunduğumuz her yerde teşhir edelim ve feminist isyanımızı büyüterek artık yeter diyelim. Kadınlar, lubunlar olarak daha renkli bir hayatı kazanacağız. 2022’de feminist hayallerimizin peşinden gidip en yakınımızdaki eli tutma zamanı, birlikte dayanışma alanlarımızı büyütüp, isyanımızı güçlendirme zamanı. Çünkü dünyayı sarsacak gücümüz var. Çünkü umudumuz birbirimizde.

Biz bu yeni yıla isyanla giriyoruz. Patriyarkaya, yoksulluğa karşı feminist isyan! Kurtuluş feminist dayanışmamızda.

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

fifteen − five =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.